Türkiye’de arkeoloji dendiğinde akla genellikle tozlu topraklarda kazı yapan yabancı bilim insanları gelir. Ancak bu algıyı yıkan, ömrünü Anadolu’nun antik kentlerini ayağa kaldırmaya adayan ve kaçırılan tarihi eserlerin peşinden kıtalararası bir dedektif gibi iz süren efsanevi bir isim vardır: Prof. Dr. Jale İnan.
Türkiye’nin ilk kadın arkeoloğu unvanını taşıyan İnan, sadece toprağın altındaki tarihi çıkarmakla kalmamış; Perge ve Side gibi bugün her yıl milyonlarca turistin ziyaret ettiği devasa antik kentleri adeta küllerinden yeniden yaratmıştır. Onun hikayesi, bilime, ülkesine ve kültürel mirasa adanmış sarsılmaz bir iradenin özetidir.
Arkeolojiyle Büyüyen Bir Çocukluk ve Savaş Yıllarında Eğitim
1914 yılında doğan Jale İnan’ın arkeolojiye olan ilgisi bir tesadüf değildi. Babası, Türkiye’de müzeciliğin kurucu isimlerinden ve İzmir ile İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin müdürlüğünü yapmış olan Aziz Ogan’dı. Çocukluğu babasının yanında, müzelerin koridorlarında ve kazı alanlarında geçen İnan, lise eğitiminin ardından arkeoloji okumaya karar verdi.
O dönemde Türkiye’de henüz bir arkeoloji kürsüsü tam anlamıyla kurulmadığı için, dönemin zorlu şartlarına ve yaklaşan İkinci Dünya Savaşı’nın ayak seslerine rağmen devlet bursuyla Almanya’ya gitti. Berlin ve Münih üniversitelerinde klasik arkeoloji eğitimi alan İnan, 1943 yılında, savaşın en şiddetli günlerinde doktorasını tamamlayarak ülkesine, asıl ait olduğu topraklara döndü.
Perge ve Side: Bir Ömrün Adandığı Antik Kentler
Jale İnan’ın Türk arkeolojisindeki asıl destanı, 1946 yılında hocası Prof. Dr. Arif Müfid Mansel ile birlikte Antalya bölgesindeki kazılara başlamasıyla yazıldı. O yıllarda Side ve Perge antik kentleri, toprak ve bitki örtüsü altında kaybolmuş, unutulmuş harabelerdi.
Jale Hoca, kazı ekibiyle birlikte kelimenin tam anlamıyla iğneyle kuyu kazarak bu iki devasa kenti gün yüzüne çıkardı. Özellikle Side’deki Apollon Tapınağı’nın restorasyonu ve Perge’nin o muazzam sütunlu caddelerinin, heykellerinin ayağa kaldırılması bizzat onun vizyonunun bir sonucudur. Bugün Antalya’ya giden herkesin hayranlıkla gezdiği o görkemli antik tiyatrolar ve agoralar, Jale İnan’ın on yıllar süren inatçı emeğinin birer meyvesidir.
Antalya Müzesi’nin Gizli Mimarı
Perge ve Side kazılarından o kadar çok ve o kadar muazzam heykeller çıkıyordu ki, bu eserleri koruyacak ve sergileyecek kapasitede bir müze yoktu. Jale İnan, kazı yapmanın sadece eser bulmak değil, onu korumak olduğuna inanan bir bilim kadınıydı. Çıkarılan devasa tanrı ve tanrıça heykellerinin, lahitlerin sergilenebilmesi için Antalya Müzesi’nin genişletilmesinde ve bugün dünyanın en önemli heykel müzelerinden biri haline gelmesinde en büyük pay sahiplerinden biridir.
Yorgun Herkül’ün Peşinde: Arkeoloji Dünyasının En Büyük Dedektiflik Hikayesi
Jale İnan’ı sadece başarılı bir arkeolog olmaktan çıkarıp uluslararası bir “tarih hafiyesine” dönüştüren olay, meşhur Yorgun Herkül (Herakles) heykelinin hikayesidir.
1980 yılında Perge kazılarında, Herakles’i aslan postuna dayanmış, yorgun bir şekilde tasvir eden muazzam bir heykelin alt yarısı bulundu. Üst yarısı yoktu ve kazı alanında yapılan tüm aramalara rağmen bulunamadı. Yıllar sonra, 1990’da bir gazeteci, Amerika’daki Boston Güzel Sanatlar Müzesi’nde sergilenen bir Herakles heykelinin üst yarısının, Perge’de bulunan alt yarıya çok benzediğini iddia etti.
İşte bu andan itibaren Jale İnan efsanesi devreye girdi. İlerleyen yaşına rağmen bu iddiayı kanıtlamak için yola koyuldu. Boston’daki eserin fotoğraflarını, ölçülerini inceledi ve Perge’deki alt yarıyla birebir uyuştuğunu bilimsel olarak ispatladı. Ancak Boston Müzesi eseri geri vermeye direniyordu. Jale İnan pes etmedi; Perge’deki alt yarının kalıbını aldırarak Amerika’ya gönderdi ve iki parçanın bir elmanın iki yarısı gibi kusursuzca birleştiğini tüm dünyaya kanıtladı.
Onun başlattığı bu hukuki ve bilimsel mücadele tam 21 yıl sürdü. Jale Hoca 2001 yılında vefat ettiğinde eser henüz dönmemişti, ancak onun attığı sağlam bilimsel temeller sayesinde heykelin üst yarısı 2011 yılında Türkiye’ye getirildi ve Antalya Müzesi’nde alt yarıyla birleştirildi. Yorgun Herkül, bugün Jale Hoca’nın inancının bir sembolü olarak bütünlüğü içinde sergilenmektedir.
Toprağa Kazınan Bir Miras
Prof. Dr. Jale İnan, sadece fırçasıyla toprağı temizleyen bir akademisyen değil; bulduğu eserin ruhunu hisseden, onu koruyan ve çalınan mirasını dünyanın öbür ucundan söküp almasını bilen bir savaşçıydı. Türkiye arkeolojisi bugün kendi ayakları üzerinde duruyorsa, bu gücün büyük bir kısmı Jale İnan’ın Perge’de ve Side’de attığı o sarsılmaz temellerden gelmektedir.
Bir Cevap Yaz
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.