Konya Alaeddin Camii: Tarihi, Mimarisi, Minberi ve Selçuklu Sultanları Türbesi

Konya Alaeddin Camii’nin tarihini, mimarisini, 1155 tarihli kündekâri minberini, çini mihrabını ve Selçuklu Sultanları Türbesi’ni keşfedin.

Google News Google News Sesli oku Yazıyı beğen Favorilere Ekle 0 Yorumlar
Daha fazla

Konya Alaeddin Camii: Tarihi, Mimarisi, Minberi ve Selçuklu Sultanları Türbesi

Konya Alaeddin Camii, Anadolu Selçuklu Devleti’nin başkenti Konya’da inşa edilen en önemli dinî ve siyasî yapılardan biridir. Şehrin merkezindeki Alaeddin Tepesi üzerinde yükselen cami, yalnızca bir ibadet yapısı değil; Selçuklu sultanlarının gücünü, sanat anlayışını ve hanedan hafızasını temsil eden büyük bir tarihî komplekstir.

Yapımına 12. yüzyılda başlanan cami, farklı Selçuklu sultanlarının dönemlerinde genişletilmiş ve 13. yüzyılda büyük ölçüde bugünkü görünümüne kavuşmuştur. Bu uzun inşa süreci nedeniyle camide tek bir döneme ait homojen bir mimari düzen yerine, farklı dönemlerin yapı tekniklerini ve sanat anlayışlarını bir arada görmek mümkündür.

Caminin sütunlu harimi, Roma ve Bizans dönemlerine ait devşirme sütunları, 1155 tarihli kündekâri minberi, çini mozaik bezemeleri, kitabeleri ve avlusunda bulunan Selçuklu Sultanları Türbesi yapıyı Anadolu Selçuklu sanatının en önemli eserlerinden biri hâline getirmiştir.

Alaeddin Camii aynı zamanda Selçuklu hanedanının anıt mezarı niteliğindedir. Caminin avlusunda bulunan türbelerde II. Kılıç Arslan, I. Alaeddin Keykubad ve başka Anadolu Selçuklu sultanlarına ait sandukalar bulunmaktadır.

Bu yazıda Konya Alaeddin Camii’nin tarihini, inşa evrelerini, mimari özelliklerini, kündekâri minberini, çinili mihrabını, kitabelerini ve Selçuklu Sultanları Türbesi’ni ayrıntılı biçimde inceleyeceğiz.

Konya Alaeddin Tepesi üzerinde bulunan Alaeddin Camii'nin genel görünüşü
Konya’nın merkezinde, Alaeddin Tepesi üzerinde bulunan Alaeddin Camii. Yapı, Anadolu Selçuklu Devleti’nin ulu camisi ve hanedan mezarlığı olarak önemli bir konuma sahiptir.

Görsel: Mkiman / Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0

Konya Alaeddin Camii Nerede?

Konya Alaeddin Camii, Konya şehir merkezindeki Alaeddin Tepesi üzerinde bulunmaktadır.

Alaeddin Tepesi, dışarıdan doğal bir yükselti gibi görünmesine rağmen uzun süreli yerleşim faaliyetleri sonucunda oluşmuş arkeolojik bir höyüktür.

Tarih boyunca tepe üzerinde ve çevresinde:

  • Roma ve Bizans dönemi yapıları,
  • Konya İç Kalesi,
  • Selçuklu Sarayı,
  • Medreseler,
  • Alaeddin Camii,
  • Selçuklu sultanlarına ait türbeler

yer almıştır.

Bu nedenle Alaeddin Tepesi, Konya’nın yalnızca coğrafi değil, tarihî ve siyasî merkezi olarak da değerlendirilir.

Alaeddin Camii Neden Önemlidir?

Konya Alaeddin Camii, Anadolu Selçuklu Devleti’nin başkentindeki ulu cami olması nedeniyle büyük önem taşımaktadır.

Ulu camiler, Orta Çağ İslam şehirlerinde cuma namazlarının topluca kılındığı büyük ibadet yapılarıydı. Bununla birlikte bu yapılar siyasî gücün ve devlet otoritesinin de sembolü hâline gelirdi.

Alaeddin Camii’nin önemini artıran başlıca özellikler şunlardır:

  • Anadolu Selçuklu Devleti’nin başkentinde bulunması,
  • Birden fazla Selçuklu sultanı tarafından yaptırılması,
  • Selçuklu hanedanının mezar alanını barındırması,
  • Anadolu’nun en eski tarihli kündekâri minberlerinden birine sahip olması,
  • Çini, taş ve ahşap süslemenin aynı yapıda görülmesi,
  • Roma ve Bizans dönemine ait devşirme malzemelerin kullanılması,
  • Çok sayıda tarih ve usta kitabesine sahip olması.

Konya Alaeddin Camii Ne Zaman Yapıldı?

Alaeddin Camii’nin inşası tek bir tarihte başlayıp tamamlanmamıştır.

Yapı, yaklaşık bir yüzyıla yayılan farklı inşa ve genişletme faaliyetleri sonucunda bugünkü biçimini almıştır.

Caminin gelişiminde adı geçen başlıca Selçuklu sultanları şunlardır:

  • I. Rükneddin Mesud,
  • II. Kılıç Arslan,
  • I. İzzeddin Keykâvus,
  • I. Alaeddin Keykubad.

Caminin en erken tarihli unsurlarından biri olan ahşap minber 1155 yılında tamamlanmıştır. Bu tarih, yapının ilk bölümünün I. Mesud döneminde var olduğunu göstermektedir.

Daha sonraki dönemlerde cami genişletilmiş; I. İzzeddin Keykâvus döneminde başlatılan büyük inşa faaliyeti I. Alaeddin Keykubad döneminde tamamlanmıştır.

Kuzey cephedeki kitabeler, caminin 1219–1221 yılları arasındaki inşa süreci hakkında ayrıntılı bilgiler vermektedir.

Alaeddin Camii’ni Kim Yaptırdı?

Konya Alaeddin Camii’nin tek bir banisi bulunmamaktadır.

Yapının farklı bölümleri farklı dönemlerde ve farklı sultanların emirleriyle inşa edilmiştir.

I. Rükneddin Mesud Dönemi

Caminin ilk yapım faaliyetlerinin Sultan I. Rükneddin Mesud döneminde başladığı kabul edilir.

1155 tarihli ahşap minber üzerindeki kitabede I. Mesud’un adı bulunmaktadır. Bu minber, caminin 12. yüzyılın ortalarında kullanıldığını gösteren en önemli tarihî belgedir.

II. Kılıç Arslan Dönemi

I. Mesud’un ardından tahta geçen II. Kılıç Arslan döneminde yapıdaki faaliyetler devam etmiştir.

Caminin avlusundaki on köşeli Selçuklu Sultanları Türbesi de II. Kılıç Arslan tarafından yaptırılmıştır.

I. İzzeddin Keykâvus Dönemi

Caminin büyük çaplı genişletme çalışmalarından biri I. İzzeddin Keykâvus döneminde başlatılmıştır.

Kuzey cephede bulunan 1219 tarihli kitabeler, bu dönemde Atabeg Ayaz’ın denetiminde önemli bir inşa faaliyetinin yürütüldüğünü göstermektedir.

I. Alaeddin Keykubad Dönemi

I. İzzeddin Keykâvus’un ölümünden sonra çalışmalar kardeşi I. Alaeddin Keykubad döneminde devam etmiştir.

Caminin genişletilmiş bölümü ve kuzey cephesindeki anıtsal düzenleme 1220–1221 yıllarında büyük ölçüde tamamlanmıştır.

Yapının günümüzde Alaeddin Camii adıyla anılması da Sultan I. Alaeddin Keykubad’la ilişkilidir.

Alaeddin Camii’nin İnşa Evreleri

Caminin karmaşık mimari yapısı, farklı dönemlerde gerçekleştirilen genişletmelerin sonucudur.

Genel olarak yapı şu evreler içerisinde değerlendirilebilir:

  1. İlk yapı evresi: I. Mesud dönemindeki erken cami ve 1155 tarihli minber.
  2. Hanedan türbesi evresi: II. Kılıç Arslan döneminde sultanlar türbesinin yapılması.
  3. Büyük genişletme evresi: I. İzzeddin Keykâvus döneminde başlatılan çalışmalar.
  4. Tamamlama evresi: I. Alaeddin Keykubad döneminde kuzey cephe ve harimin genişletilmesi.
  5. Osmanlı dönemi onarımları: Yapının yıkılan ve zarar gören bölümlerinin yenilenmesi.
  6. Modern restorasyonlar: Tarihî malzemenin korunmasına yönelik çalışmalar.

Bu çok evreli yapı, Alaeddin Camii’ni Anadolu Selçuklu mimarisinin gelişimini aynı yapı üzerinde izleyebildiğimiz özel eserlerden biri hâline getirir.

Alaeddin Camii’nin Mimari Planı

Konya Alaeddin Camii, geniş bir avlu ile farklı dönemlerde oluşturulmuş sütunlu ibadet alanlarından meydana gelmektedir.

Harim, yani ana ibadet mekânı, çok sayıda sütunun taşıdığı ahşap örtülü geniş bir salondur.

Caminin planında:

  • Sütunlu harim,
  • Mihrap önü bölümü,
  • Maksure kubbesi,
  • Kuzey avlusu,
  • Selçuklu sultanlarına ait iki türbe,
  • Farklı dönemlere ait giriş kapıları

bulunmaktadır.

Farklı yapım evreleri nedeniyle caminin iç mekânı tamamen simetrik değildir. Sütunların biçimleri, başlıkları ve aralarındaki mesafeler değişiklik gösterebilir.

Caminin Sütunlu Harimi

Alaeddin Camii’nin en dikkat çekici mimari özelliklerinden biri, çok sayıda mermer sütunla taşınan geniş ibadet alanıdır.

Cami içerisinde kırkın üzerinde sütun bulunmaktadır.

Bu sütunların önemli bir bölümü:

  • Roma,
  • Geç Antik Çağ,
  • Bizans

dönemlerine ait yapılardan alınarak camide yeniden kullanılmıştır.

Bu tür yeniden kullanılan mimari parçalara devşirme malzeme adı verilir.

Konya Alaeddin Camii içerisinde bulunan mermer sütunlu geniş harim
Alaeddin Camii’nin sütunlu harimi. Roma ve Bizans dönemlerinden devşirilen mermer sütunlar, yapının farklı tarihsel katmanlarını aynı mekânda bir araya getirir.

Görsel: Dosseman / Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0

Devşirme Malzeme Nedir?

Devşirme malzeme, daha eski yapılardan alınarak yeni bir yapıda tekrar kullanılan sütun, sütun başlığı, mermer blok veya başka mimari parçalardır.

Alaeddin Camii’nde görülen devşirme sütunlar, Selçuklu başkentinin Roma ve Bizans geçmişiyle doğrudan bağlantı kurmaktadır.

Bu uygulamanın başlıca nedenleri şunlar olabilir:

  • Hazır ve kaliteli taş malzemeye ulaşmak,
  • İnşaat süresini kısaltmak,
  • Eski yapıların malzemelerini yeniden değerlendirmek,
  • Geçmiş uygarlıkların mirasını yeni yapıya dâhil etmek.

Devşirme sütun ve başlıkların farklı boyutlarda olması, iç mekândaki düzensiz fakat tarihsel açıdan zengin görünümün nedenlerinden biridir.

Alaeddin Camii’nin Üst Örtüsü

Caminin geniş harimi ahşap kirişler ve toprak dam sistemine dayanan düz bir üst örtüye sahiptir.

Ahşap direkli veya sütunlu camiler, Anadolu’da özellikle erken dönem Türk mimarisinde önemli bir yapı grubudur.

Ahşap tavan sistemi:

  • Geniş alanların çok sayıda sütunla örtülmesini,
  • Yapıya yeni bölümlerin daha kolay eklenmesini,
  • Taş kubbeye göre daha hafif bir üst örtü oluşturulmasını

sağlamıştır.

Alaeddin Camii’nin Kündekâri Minberi

Caminin en değerli sanat eserlerinden biri, 1155 yılında yapılan ahşap minberdir.

Minber, farklı kaynaklarda Ahlatlı Mengü Berti, Hacı Mengüberti veya Hacı Birti oğlu Mekki biçiminde okunan ustaya atfedilmektedir.

Abanoz veya koyu renkli sert ahşaptan yapılan minber, kündekâri tekniğinin Anadolu’daki en eski ve önemli örnekleri arasında kabul edilir.

Kündekâri hakkında daha ayrıntılı bilgi için Arkeolog.net’teki

Ahşabın Dili Kündekâri: Çivisiz Minberlerin 800 Yıllık Sırrı

başlıklı yazımızı okuyabilirsin.

Konya Alaeddin Camii'nin 1155 tarihli kündekâri ahşap minberi
Alaeddin Camii’nin 1155 tarihli kündekâri minberi. Birbirine geçen geometrik ahşap parçalar, çivi kullanılmadan büyük bir kompozisyon meydana getirir.

Görsel ve lisans bilgisi: Wikimedia Commons

Kündekâri Tekniği Nedir?

Kündekâri, farklı geometrik biçimlerde kesilen küçük ahşap parçaların birbirine geçmeli olarak birleştirilmesiyle uygulanan geleneksel ahşap işçiliği tekniğidir.

Gerçek kündekâri uygulamasında:

  • Ahşap parçalar ayrı ayrı hazırlanır.
  • Parçalar geçme sistemiyle birbirine bağlanır.
  • Geniş yüzeyler tek parça tahtadan yapılmaz.
  • Ahşabın genleşmesine ve daralmasına izin verilir.
  • Geometrik yıldızlar ve çokgenler oluşturulur.

Bu yöntem, ahşabın zamanla çatlamasını azaltırken son derece karmaşık geometrik kompozisyonların yapılmasına da imkân tanır.

Minberin Süslemeleri

Alaeddin Camii minberinin yan yüzlerinde geometrik geçmeler ve yıldız kompozisyonları bulunmaktadır.

Geometrik bölümlerin içerisindeki küçük ahşap parçalar:

  • Rumi motifleri,
  • Palmetler,
  • Kıvrık dallar,
  • Bitkisel arabeskler

ile süslenmiştir.

Rumi motifinin tarihini ve çeşitlerini incelemek için Arkeolog.net’teki

Rumi Motifi Nedir? Kökeni, Çeşitleri ve Türk Sanatındaki Gelişimi

başlıklı yazıya göz atabilirsin.

Minber Kitabeleri

Minberin farklı bölümlerinde I. Mesud ve II. Kılıç Arslan’ın adlarının geçtiği kitabeler bulunmaktadır.

Minberde ayrıca:

  • Yapım tarihi,
  • Ustanın adı,
  • Kur’an ayetleri,
  • Sultanların unvanları

yer almaktadır.

Kitabeler sayesinde minberin 550 Hicrî, yani 1155 yılında tamamlandığı anlaşılmaktadır.

Alaeddin Camii Mihrabı

Caminin mihrap bölgesi, Selçuklu çini sanatının önemli kalıntılarını barındırır.

Yapı zaman içerisinde çok sayıda onarım geçirdiği için orijinal Selçuklu mihrabı bütünüyle günümüze ulaşmamıştır.

Bununla birlikte mihrap çevresinde ve maksure kubbesinin geçiş bölümlerinde:

  • Çini mozaik parçaları,
  • Geometrik örgüler,
  • Rozetler,
  • Kıvrık dal motifleri,
  • Nesih ve kûfî yazı kuşakları

görülmektedir.

Konya Alaeddin Camii mihrap bölümü ve Selçuklu çini bezeme kalıntıları
Alaeddin Camii’nin mihrap bölümü. Yapının geçirdiği onarımlara rağmen Selçuklu dönemine ait çini ve yazı bezemelerinin izleri görülebilmektedir.

Görsel: Dosseman / Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0

Maksure Kubbesi Nedir?

Maksure, camilerde hükümdar veya devlet yöneticileri için ayrılan korunaklı bölüme verilen addır.

Alaeddin Camii’nde mihrabın önündeki bölüm bir kubbeyle vurgulanmıştır.

Bu kubbenin geçiş yüzeylerinde çini mozaik bezemeler bulunmaktadır.

Maksure bölümünün özel olarak vurgulanması, caminin Selçuklu sultanları tarafından kullanılan bir devlet ve hanedan camisi olduğunu göstermektedir.

Alaeddin Camii’nde Çini Mozaik Tekniği

Caminin mihrap ve kubbe çevresindeki Selçuklu çinilerinde çini mozaik tekniği kullanılmıştır.

Bu teknikte farklı renklerde sırlanan çini levhalar küçük parçalar hâlinde kesilir ve bir araya getirilerek kompozisyon oluşturulur.

Alaeddin Camii’nde kullanılan başlıca çini renkleri şunlardır:

  • Firuze,
  • Lacivert,
  • Kobalt mavisi,
  • Patlıcan moru,
  • Beyaz.

Çini mozaik tekniğinin yapım aşamalarını ayrıntılı incelemek için

Çini Mozaik Tekniği Nedir? Anadolu Selçuklu Mimarisinde Yapım Aşamaları ve Kullanımı

başlıklı yazımızı okuyabilirsin.

Kuzey Cephe ve Taç Kapılar

Alaeddin Camii’nin en dikkat çekici dış bölümlerinden biri kuzey avlu cephesidir.

Bu cephe farklı renklerde taş ve mermer blokların yan yana kullanılmasıyla oluşturulmuştur.

Kuzey cephede:

  • Farklı dönemlere ait giriş kapıları,
  • Kitabe panoları,
  • Geometrik taş süslemeler,
  • Zikzak yivli sütunçeler,
  • Kabartma bezemeler,
  • Çini madalyonlar

bulunmaktadır.

Cephedeki düzensiz görünüm, caminin farklı zamanlarda genişletildiğini açık biçimde gösterir.

Alaeddin Camii Kitabeleri

Alaeddin Camii, Anadolu Selçuklu mimarisinde kitabeleri sayesinde yapım süreci ayrıntılı biçimde takip edilebilen önemli yapılardan biridir.

Yapıda bani, usta, mütevelli ve onarım kitabeleri dâhil olmak üzere çok sayıda yazıt bulunmaktadır.

Kitabelerde adı geçen kişiler arasında:

  • Sultan I. Mesud,
  • II. Kılıç Arslan,
  • I. İzzeddin Keykâvus,
  • I. Alaeddin Keykubad,
  • Atabeg Ayaz,
  • Şamlı Mehmed bin Havlan,
  • Kerimüddin Erdişah

bulunmaktadır.

Kitabelerde geçen bani, ketebe ve usta gibi kavramlar hakkında bilgi edinmek için

Taşların Dili: Kitabe Okuma Rehberi

başlıklı Arkeolog.net yazısını inceleyebilirsin.

Mehmed bin Havlan Kimdir?

Kuzey cephede bulunan kitabelerden birinde yapının ustası olarak Şamlı Havlan oğlu Mehmed adı geçmektedir.

Kitabedeki “Dımışkî” veya “Şamlı” ifadesi, ustanın Şam kökenli olduğunu göstermektedir.

Bu bilgi, Anadolu Selçuklu başkentinin farklı bölgelerden gelen sanatçı ve yapı ustalarına açık olduğunu ortaya koymaktadır.

Atabeg Ayaz’ın Görevi

Kitabelerde adı geçen Atabeg Ayaz, caminin büyük genişletme çalışmalarında mütevelli ve denetleyici olarak görev yapmıştır.

Mütevelli, yapının inşa ve vakıf işlerini yöneten kişidir.

Atabeg Ayaz’ın adı hem I. İzzeddin Keykâvus hem de I. Alaeddin Keykubad dönemi kitabelerinde geçmektedir.

Alaeddin Camii Avlusundaki Türbeler

Caminin avlusunda iki Selçuklu türbesi bulunmaktadır.

Bunlardan biri tamamlanmış on köşeli hanedan türbesidir. Diğeri ise inşası tamamlanmadan bırakılmış sekiz köşeli mermer türbedir.

Konya Alaeddin Camii avlusundaki Selçuklu Sultanları Türbesi ve yarım kalmış Adsız Türbe
Alaeddin Camii avlusundaki iki Selçuklu türbesi. Solda II. Kılıç Arslan tarafından yaptırılan hanedan türbesi, sağda ise yapımı tamamlanmayan Adsız Türbe görülmektedir.

Görsel: Dosseman / Wikimedia Commons

Selçuklu Sultanları Türbesi

Caminin avlusundaki tamamlanmış türbe, Sultan II. Kılıç Arslan tarafından yaptırılmıştır.

Türbe:

  • On köşeli gövdeye,
  • Kesme taş duvarlara,
  • İçten kubbeye,
  • Dıştan piramidal külaha,
  • Alt katta mumyalık bölümüne

sahiptir.

Türbenin külahının geçmişte çinilerle kaplı olduğu, günümüze ulaşan izlerden anlaşılmaktadır.

Yapının mimarı olarak kitabede Abdülgaffar oğlu Yusuf’un adı geçmektedir.

Türbede Hangi Selçuklu Sultanları Yatıyor?

Türbe, Anadolu Selçuklu hanedanının başlıca mezar alanıdır.

Kaynaklarda türbede gömülü olduğu belirtilen veya kabul edilen sultanlar arasında şunlar bulunmaktadır:

  • I. Mesud,
  • II. Kılıç Arslan,
  • II. Rükneddin Süleyman Şah,
  • III. Kılıç Arslan,
  • I. Gıyaseddin Keyhüsrev,
  • I. Alaeddin Keykubad,
  • II. Gıyaseddin Keyhüsrev,
  • IV. Kılıç Arslan,
  • III. Gıyaseddin Keyhüsrev.

Türbenin içerisinde günümüzde sekiz sanduka bulunmaktadır.

Ancak tarih boyunca sandukaların çini kaplamalarının zarar görmesi ve bazı kitabelerin kaybolması nedeniyle bütün mezarların kimliği konusunda kesinlik bulunmamaktadır.

Sultan Alaeddin Keykubad’ın Mezarı

Anadolu Selçuklu Devleti’nin en güçlü hükümdarlarından biri olan I. Alaeddin Keykubad, 1237 yılında öldükten sonra caminin avlusundaki hanedan türbesine gömülmüştür.

Alaeddin Keykubad döneminde Anadolu Selçuklu Devleti:

  • Siyasî açıdan güçlenmiş,
  • Akdeniz ve Karadeniz limanlarına ulaşmış,
  • Kervansaray ağı genişletilmiş,
  • Saray, kale ve cami inşaatları hızlanmış,
  • Konya büyük bir sanat ve kültür merkezi hâline gelmiştir.

Selçuklu ticaret yapıları hakkında bilgi için

Kervansaray Nedir? Selçuklu Kervansarayları ve Özellikleri

başlıklı yazımıza göz atabilirsin.

Adsız Türbe Nedir?

Hanedan türbesinin yanında bulunan ikinci yapı, inşası tamamlanmadan bırakıldığı için Adsız Türbe olarak anılmaktadır.

Türbe sekiz köşeli ve mermer kaplı bir gövdeye sahiptir.

Yapının I. İzzeddin Keykâvus döneminde başlatıldığı, ancak sultanın ölümünün ardından tamamlanamadığı düşünülmektedir.

Türbenin neden yarım kaldığı kesin olarak bilinmemektedir.

Alaeddin Camii ile Selçuklu Sarayı Arasındaki İlişki

Alaeddin Camii, Selçuklu Sarayı’nın hemen yakınında bulunuyordu.

Bu yakınlık, caminin sıradan bir mahalle camisi olmadığını göstermektedir.

Sultan ve saray mensupları camiyi cuma namazları, bayramlar ve devlet törenleri sırasında kullanabiliyordu.

Bazı araştırmacılar kuzey cephedeki kapılardan birinin sarayla cami arasında geçiş sağladığını düşünmektedir.

Alaeddin Köşkü

Caminin yakınında bulunan Selçuklu Sarayı’nın günümüze yalnızca sınırlı kalıntıları ulaşmıştır.

Alaeddin Köşkü veya II. Kılıç Arslan Köşkü olarak bilinen saray yapısı:

  • Figürlü çinileri,
  • Saray yaşamını anlatan sahneleri,
  • Av ve eğlence betimlemeleri,
  • Zengin mimari süslemeleri

ile tanınmaktaydı.

Cami, saray ve hanedan türbesinin aynı tepe üzerinde bulunması, bölgenin Selçuklu devlet merkezi olduğunu göstermektedir.

Alaeddin Camii’nde Osmanlı Dönemi Onarımları

Alaeddin Camii yüzyıllar içerisinde deprem, iklim koşulları ve yapısal sorunlar nedeniyle farklı onarımlar geçirmiştir.

Özellikle 19. yüzyılın sonlarında Sultan II. Abdülhamid döneminde kapsamlı bir onarım gerçekleştirilmiştir.

Doğu kapısı üzerindeki kitabede, yapının 1889–1890 yıllarında Konya Valisi Sururi Paşa döneminde onarıldığı belirtilmektedir.

Bu onarımlar sırasında:

  • Yıkılan duvarlar yenilenmiş,
  • Çatı ve ahşap örtü onarılmış,
  • Bazı kapılar düzenlenmiş,
  • Kalem işleri yapılmış,
  • Mihrap çevresine müdahalelerde bulunulmuştur.

Restorasyonlar Yapının Özgünlüğünü Etkiledi mi?

Alaeddin Camii’nin çok sayıda onarım geçirmesi, yapının bazı özgün bölümlerinin değişmesine neden olmuştur.

Özellikle:

  • Duvar örgüleri,
  • Üst örtü,
  • Mihrap,
  • Kapı açıklıkları,
  • İç dekorasyon

farklı dönemlerde müdahale görmüştür.

Bu nedenle günümüzde görülen her unsur Selçuklu dönemine ait değildir.

Sanat tarihçileri ve restoratörler, özgün Selçuklu malzemesini sonraki dönem eklerinden ayırmak için kitabeler, duvar teknikleri ve arşiv belgelerinden yararlanmaktadır.

Alaeddin Camii’nde Bulunan Selçuklu Halıları

Alaeddin Camii geçmişte çok değerli Selçuklu halılarına ev sahipliği yapmaktaydı.

20. yüzyılın başlarında camide tespit edilen halılar daha sonra korunmak amacıyla İstanbul’daki Türk ve İslam Eserleri Müzesi’ne taşınmıştır.

Bu halıların başlıca özellikleri şunlardır:

  • Türk düğümü tekniği,
  • Yün malzeme,
  • Geometrik göbekler,
  • Kûfî yazıyı andıran bordürler,
  • Kırmızı ve lacivert ağırlıklı renk düzeni.

Bu eserler, Anadolu Selçuklu döneminden günümüze ulaşan en eski ve önemli halı örnekleri arasında yer almaktadır.

Alaeddin Camii’nde Hangi Süsleme Teknikleri Kullanılmıştır?

Cami, farklı malzeme ve tekniklerin bir arada kullanıldığı zengin bir süsleme programına sahiptir.

Yapıda görülen başlıca teknikler şunlardır:

  • Kündekâri ahşap işçiliği,
  • Ahşap oyma,
  • Çini mozaik,
  • Taş kabartma,
  • Geometrik taş bezeme,
  • Kalem işi,
  • Kûfî ve nesih hat.

Alaeddin Camii’nde Görülen Motifler

Caminin taş, ahşap ve çini süslemelerinde farklı motif grupları görülür.

Bunlar arasında:

  • Rumi motifleri,
  • Palmetler,
  • Kıvrık dallar,
  • Rozetler,
  • Yıldızlar,
  • Çokgenler,
  • Örgü ve geçmeler

yer almaktadır.

Motiflerin farklı malzemeler üzerinde tekrarlanması, yapının mimari ve dekoratif bütünlüğünü güçlendirmiştir.

Alaeddin Camii Günümüzde İbadete Açık mı?

Konya Alaeddin Camii günümüzde ibadet işlevini sürdürmektedir.

Aynı zamanda tarihî ve kültürel bir ziyaret noktasıdır.

Ziyaret sırasında caminin aktif bir ibadet mekânı olduğu unutulmamalı; namaz vakitlerinde sessiz olunmalı ve uygun kıyafet tercih edilmelidir.

Alaeddin Camii’ne Nasıl Gidilir?

Cami, Konya şehir merkezindeki Alaeddin Tepesi üzerinde yer aldığı için ulaşımı oldukça kolaydır.

Yapıya:

  • Şehir içi tramvayla,
  • Belediye otobüsleriyle,
  • Şehir merkezinden yürüyerek,
  • Özel araçla

ulaşılabilir.

Alaeddin Tepesi, Mevlâna Müzesi ile Konya’nın tarihî merkezini birbirine bağlayan ana güzergâhlardan birinin üzerinde bulunmaktadır.

Alaeddin Camii Çevresinde Görülebilecek Tarihî Yerler

Cami ziyaretinin ardından Konya merkezindeki farklı tarihî yapılar da görülebilir.

Yakın çevredeki önemli yapılar arasında:

  • İnce Minareli Medrese,
  • Karatay Medresesi,
  • Sırçalı Medrese,
  • İplikçi Camii,
  • Şems-i Tebrizi Camii ve Türbesi,
  • Mevlâna Müzesi,
  • Sahip Ata Külliyesi

bulunmaktadır.

Konya Alaeddin Camii Hakkında Sık Sorulan Sorular

Konya Alaeddin Camii ne zaman yapılmıştır?

Caminin ilk bölümleri 12. yüzyılda I. Mesud döneminde yapılmış, büyük genişletme çalışmaları ise I. İzzeddin Keykâvus ve I. Alaeddin Keykubad dönemlerinde gerçekleştirilmiştir. Yapı 1221 yılında büyük ölçüde tamamlanmıştır.

Alaeddin Camii’ni kim yaptırdı?

Cami tek bir hükümdar tarafından yaptırılmamıştır. I. Mesud, II. Kılıç Arslan, I. İzzeddin Keykâvus ve I. Alaeddin Keykubad yapının farklı bölümlerinin inşasında rol oynamıştır.

Alaeddin Camii nerede?

Konya şehir merkezindeki Alaeddin Tepesi üzerinde bulunmaktadır.

Alaeddin Camii’nin minberi kaç yıllıktır?

Minber 1155 yılında yapılmıştır. Günümüzde yaklaşık dokuz asırlık bir geçmişe sahiptir.

Alaeddin Camii minberini kim yaptı?

Minber kitabesinde Ahlatlı bir ahşap ustasının adı bulunmaktadır. Ustanın adı kaynaklarda Mengü Berti, Hacı Mengüberti veya Hacı Birti oğlu Mekki biçimlerinde okunmaktadır.

Alaeddin Camii minberi hangi teknikle yapılmıştır?

Minber, küçük geometrik ahşap parçaların birbirine geçirilmesiyle uygulanan kündekâri tekniğiyle yapılmıştır.

Alaeddin Camii’nde devşirme sütun var mı?

Evet. Caminin hariminde Roma ve Bizans dönemlerine ait yapılardan alınmış kırkın üzerinde mermer sütun ve sütun başlığı bulunmaktadır.

Alaeddin Camii’nde çini var mı?

Evet. Mihrap ve maksure kubbesi çevresinde Selçuklu dönemine ait çini mozaik bezemeler bulunmaktadır.

Alaeddin Camii avlusundaki türbede kimler yatıyor?

Türbede II. Kılıç Arslan, I. Alaeddin Keykubad ve başka Anadolu Selçuklu sultanlarına ait sandukalar bulunmaktadır. Kimlikleri konusunda kaynaklar arasında bazı farklılıklar vardır.

Adsız Türbe neden yarım kalmıştır?

Türbenin I. İzzeddin Keykâvus için yaptırılmaya başlandığı, ancak sultanın ölümünden sonra tamamlanamadığı düşünülmektedir. İnşaatın kesin olarak neden durduğu bilinmemektedir.

Alaeddin Camii ibadete açık mı?

Evet. Cami günümüzde ibadete açık tarihî bir yapıdır.

Alaeddin Camii ücretli mi?

Aktif bir ibadet yapısı olduğu için giriş genellikle ücretsizdir. Ancak restorasyon ve ibadet düzenlemeleri nedeniyle bazı bölümlere erişim zaman zaman sınırlandırılabilir.

Sonuç

Konya Alaeddin Camii, Anadolu Selçuklu Devleti’nin siyasî, dinî ve sanatsal tarihini bir arada yansıtan benzersiz bir yapıdır.

12. yüzyılda başlayan inşa faaliyetleri, farklı sultanların dönemlerinde devam etmiş ve yapı I. Alaeddin Keykubad döneminde büyük ölçüde tamamlanmıştır.

Caminin farklı dönemlerde genişletilmesi, iç mekânda homojen bir plan yerine çok katmanlı bir mimari düzenin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Roma ve Bizans dönemlerinden devşirilen sütunlar, Konya’nın Selçuklu öncesi geçmişini caminin içerisinde görünür hâle getirmektedir.

1155 tarihli kündekâri minber, Anadolu Selçuklu ahşap sanatının günümüze ulaşan en değerli eserlerinden biridir. Küçük ahşap parçaların çivisiz biçimde birleştirilmesiyle oluşturulan minber, sanat ve mühendisliğin aynı eserde buluştuğu önemli bir örnektir.

Mihrap ve maksure kubbesindeki çini mozaik kalıntıları, Selçuklu çini sanatının erken dönem gelişimini göstermektedir.

Kuzey cephedeki kitabeler ise yalnızca caminin tarihini değil, dönemin sultanlarını, devlet görevlilerini ve yapı ustalarını da belgelemektedir.

Caminin avlusunda bulunan Selçuklu Sultanları Türbesi, yapıya hanedan mezarlığı kimliği kazandırmıştır. II. Kılıç Arslan ve I. Alaeddin Keykubad gibi önemli hükümdarların burada gömülü olması, caminin Selçuklu devlet geleneğindeki yerini daha da güçlendirmektedir.

Alaeddin Camii, bir ibadet yapısından çok daha fazlasıdır. Selçuklu başkentinin siyasî gücünü, sanat üretimini, mimari deneyimini ve hanedan hafızasını günümüze taşıyan büyük bir tarih belgesidir.

Kaynakça

Yazar Hakkında

Benzer Yazılar

Bir Cevap Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.

0/30 karakter