Rumi motifi, Türk ve İslam süsleme sanatlarında kullanılan; kıvrılarak ilerleyen, sivrilen ve çoğu zaman kanat, gaga, beden ya da yaprak biçimini çağrıştıran stilize bir bezeme unsurudur. Yazma eserlerin tezhiplerinde, Selçuklu taş işçiliğinde, Osmanlı çinilerinde, ahşap kapı ve rahlelerde, maden sanatında, halılarda ve mimari kalem işlerinde karşımıza çıkar.
İlk bakışta bitkisel bir yaprağa benzeyen rumi, klasik süsleme sisteminde sıradan bir yaprak motifi değildir. Motifin kökeninin stilize edilmiş hayvan gövdeleri, kuş kanatları veya çeşitli hayvansal biçimlerle bağlantılı olabileceği ileri sürülür. Bununla birlikte ruminin kaynağı konusunda sanat tarihçileri arasında kesin bir görüş birliği bulunmaz. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi de rumiyi, Türk süsleme sanatında hayvansal kaynaklı olduğu ileri sürülen ve çok geniş kullanım alanına sahip bir motif olarak tanımlar.
Konya/İnce Minareli Medrese Taç kapısı rumi motifi detay görseli.
Rumi, özellikle Anadolu Selçuklu ve Osmanlı sanatında güçlü bir tasarım dili meydana getirmiştir. Bazı eserlerde kompozisyonun ana unsurunu oluştururken bazı örneklerde hatayi, palmet, lotus, bulut ve kıvrık dallarla birlikte kullanılır. Bu nedenle rumi motifini doğru anlamak için yalnızca biçimine değil, desen içindeki görevine, bağlı olduğu dala ve diğer motiflerle ilişkisine de bakmak gerekir.
Rumi Motifi Ne Demektir?
“Rumi” kelimesi, tarihî kaynaklarda Anadolu ve Anadolu’da yaşayan topluluklarla ilişkili olarak kullanılan “Rum” kelimesinden türemiştir. Motifin geçmişi Orta Asya’ya kadar uzansa da bugünkü adını Anadolu’dan aldığı kabul edilir.
Burada önemli bir karışıklığa dikkat etmek gerekir. Rumi motifinin adı, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’den gelmez. Mevlânâ’nın “Rumi” nisbesi de Anadolu’yla ilişkisini ifade eder; ancak süsleme sanatındaki rumi motifi ile Mevlânâ’nın kişiliği arasında doğrudan bir bağ bulunmaz.
Sanat tarihi terminolojisinde rumi, çoğunlukla kıvrık bir dal üzerinde ilerleyen, ucu sivrilen ve iki yana ayrılan stilize formları tanımlar. Motif bazen tek başına, bazen karşılıklı iki parça hâlinde, bazen de birbirinin içine yerleştirilen küçük rumilerden oluşan yoğun kompozisyonlar içinde görülür.
Rumi Motifi Nasıl Görünür?
Klasik bir rumi motifinde genellikle şu biçimsel özellikler bulunur:
Motifin bir başlangıç noktası veya gövdesi vardır. Gövde kıvrılarak ilerler ve uç kısmında incelir. İç bölümünde küçük kıvrımlar, dilimler veya ikinci bir motif bulunabilir. Bazı örnekler simetrik şekilde iki yana açılırken bazıları tek yönlü hareket eder.
Rumi motifini hatayi veya sıradan yaprak motifinden ayıran temel özellik, formun kendi içinde bağımsız bir gövde düzenine sahip olmasıdır. Hatayi motifleri çoğunlukla stilize edilmiş çiçekleri temsil eder. Rumi ise çoğu zaman kanat, hayvan uzvu veya soyut bir gövdeyi çağrıştıran daha dinamik bir yapı gösterir.
Örneğin bir tezhip sayfasında lacivert zemin üzerinde altınla işlenmiş iki kıvrımlı biçim sırt sırta birleşiyorsa bunlar sencide rumi olabilir. Aynı motiflerin içleri daha küçük rumilerle doldurulmuşsa kompozisyon hurde rumi olarak tanımlanabilir.
Rumi Motifinin Kökeni Nereden Gelir?
Rumi motifinin kökeni, Türk süsleme sanatının en çok tartışılan konularından biridir. Bir görüşe göre motif, Orta Asya Türk sanatındaki hayvan üslubundan gelişmiştir. Kartal kanatları, kuş gövdeleri, ejderha parçaları ve çeşitli hayvan uzuvları zamanla sadeleştirilerek soyut bir bezeme biçimine dönüştürülmüştür. Bazı araştırmalar, rumi biçimlerinin stilize kartal kanatlarıyla bağlantılı olabileceğini belirtir.
Diğer bir yaklaşım ise ruminin zaman içerisinde palmet, lotus ve kıvrık dal gibi bitkisel motiflerle birleşerek bugünkü görünümünü kazandığını savunur. Özellikle Selçuklu eserlerinde rumi ile palmet çoğu zaman aynı kompozisyonda kullanıldığı için iki motifin sınırları bazı örneklerde belirsizleşebilir.
Bu nedenle rumi için doğrudan “hayvansal” veya tamamen “bitkisel” demek yeterli değildir. Motifin en erken biçimleri hayvansal kaynaklara dayanmış olabilir; fakat yüzyıllar içinde o kadar yoğun biçimde stilize edilmiştir ki klasik dönemde soyut ve bağımsız bir süsleme öğesine dönüşmüştür.
Rumi Motifinin Tarihsel Gelişimi
Orta Asya Türk Sanatında İlk Biçimler
Rumi motifinin uzak kökenleri, Orta Asya Türk sanatındaki hayvan üslubuyla ilişkilendirilir. Bozkır kültürlerinde hayvan figürleri yalnızca gerçekçi biçimde tasvir edilmez; kanatlar, boynuzlar, pençeler ve gövdeler kıvrılarak birbirine bağlanan soyut şekillere dönüştürülürdü.
Pazırık kurganlarından çıkarılan hayvan figürlü keçe örtüler, rumi motifinin uzak biçimsel kökenlerini açıklamak için kullanılabilecek önemli eserlerdendir. MÖ 5–3. yüzyıllara tarihlenen bu örtülerde geyik, grifon ve yırtıcı hayvanların kanatları, boynuzları ve gövdeleri kıvrılarak stilize edilmiştir. Söz konusu bezemeler henüz klasik anlamda rumi değildir; ancak hayvan bedeninin soyut, ritmik ve bağımsız bir süsleme biçimine dönüştürülmesi bakımından daha sonraki rumi kompozisyonlarına öncülük eden Orta Asya hayvan üslubunu temsil eder.
5. Pazırık Kurganı’ndan büyük keçe örtü, MÖ 5. yüzyıl sonları, Altaylar, Devlet Ermitaj Müzesi. Eserdeki stilize hayvan gövdeleri, kıvrımlı uzuvlar ve ritmik bezeme anlayışı doğrudan rumi motifi değildir; ancak ruminin Orta Asya hayvan üslubuyla ilişkilendirilen biçimsel kökenlerini açıklayan önemli bir karşılaştırma örneğidir.
Bu yaklaşım, daha sonraki dönemlerde görülen rumi kompozisyonlarının temel mantığıyla benzerlik gösterir. Motifin bir hayvan bedeninden ayrılarak bağımsızlaşması, zamanla belirli kuralları bulunan bir süsleme şeklinin ortaya çıkmasını sağlamıştır.
Ancak günümüze ulaşan her kıvrımlı hayvan biçimini doğrudan rumi olarak tanımlamak doğru değildir. Rumi terimi daha çok İslamiyet sonrasında gelişen ve Anadolu sanatında olgunlaşan belirli bir bezeme sistemini ifade eder.
Karahanlı, Gazneli ve Büyük Selçuklu Çevresi
Türklerin İslamiyet’i kabul etmesinden sonra eski hayvan üslubu, İslam sanatının geometrik ve bitkisel bezeme anlayışıyla birleşmiştir. Bu süreçte canlı varlıkları doğrudan temsil eden biçimler giderek stilize edilmiş, kıvrık dallar ve palmetlerle bütünleşmiştir.
Büyük Selçuklu döneminde rumi, mimari bezeme, kitap sanatı, seramik ve maden eserlerinde kullanılmaya başlanmıştır. Motif yalnızca tek bir şekil olarak değil, yüzeyi dolduran sürekli bir kıvrım sistemi hâlinde değerlendirilmiştir.
Örneğin Selçuklu dönemi bir metal kap üzerinde rumi biçimleri, kıvrık dallara bağlı yarım palmetler gibi görülebilir. Bir taş kabartmada ise aynı motif daha kalın, derin oyulmuş ve mimari yüzeye uygun şekilde anıtsallaştırılmıştır.
Gazne’deki Sultan III. Mesud Sarayı’ndan yaklaşık 1112 yılına tarihlenen oyma mermer levha, Gazneli süsleme sanatında rumiye yaklaşan biçimlerin önemli örneklerinden biridir. Levhanın üst kısmında hükümdarı öven bir kitabe kuşağı, alt bölümünde ise simetrik kıvrık dallar, yarım palmetler ve kanat biçimini çağrıştıran çatallı motifler bulunur. Bu bezemeler henüz klasik Osmanlı ruminin bütün özelliklerini taşımasa da hayvansal kökenli biçimlerin soyut arabesk düzenine dönüşmesini ve ruminin Selçuklu sanatında olgunlaşmasına hazırlanan ara evreyi göstermektedir.
Sultan III. Mesud Sarayı’ndan oyma mermer mimari levha, yaklaşık 1112, Gazne, Afganistan. Simetrik kıvrık dallar, yarım palmetler ve kanat görünümündeki çatallı bezemeler, rumi motifinin Gazneli çevresindeki erken gelişimini ve Selçuklu süsleme anlayışına geçişini gösterir.
Anıtsal Selçuklu alçı duvar paneli, 12. yüzyıl, İran. Figürlü madalyonları birbirine bağlayan iri palmetler ve kıvrık rumi karakterli bezemeler, Büyük Selçuklu saray sanatında figürlü ve bitkisel süslemenin aynı yüzeyde birleşmesini göstermektedir.
Anadolu Selçuklu Sanatında Rumi
Rumi motifinin en etkileyici gelişim aşamalarından biri Anadolu Selçuklu dönemidir. 12. ve 13. yüzyıllarda medrese, cami, türbe, kervansaray ve saray yapılarının taş ve çini süslemelerinde rumi motifleri yoğun biçimde kullanılmıştır.
Konya Karatay Medresesi’nin çini süslemelerinde geometrik kompozisyonları çevreleyen ince bantlarda rumi ve palmet motifleri görülür. Mozaik çini tekniğiyle meydana getirilen bu bezemelerde rumi, geometrik alan ile yazı kuşağı arasında geçiş sağlayan bir unsur olarak kullanılmıştır.
Erzurum Yakutiye Medresesi’nin taç kapısındaki bezemelerde de kıvrık dal, palmet ve rumi dizilerinden oluşan bordürler bulunur. Burada motif, yazma eserlerdeki ince görünümünden farklı olarak taş yüzeye uygun, derin ve güçlü hatlarla işlenmiştir.
Selçuklu rumi kompozisyonları genellikle daha iri, güçlü ve geometrik bir düzene bağlıdır. Motifler çoğu zaman simetrik şekilde yerleştirilir ve palmetlerle birleşerek sonsuzluk hissi veren yüzey düzenleri oluşturur.

Beylikler Döneminde Geçiş
Anadolu Selçuklu Devleti’nin dağılmasından sonra kurulan beyliklerde rumi geleneği devam etmiştir. Ancak farklı bölgelerde çalışan sanatkârlar, motifin biçiminde yerel değişiklikler meydana getirmiştir.
Taş ve ahşap eserlerde Selçuklu etkisi sürerken yazma eserlerde daha ince çizgili ve küçük ölçekli kompozisyonlar gelişmiştir. Bu geçiş dönemi, Osmanlı klasik süslemesinin hazırlanmasında önemli rol oynamıştır.
Erken Osmanlı Döneminde Rumi
- ve 15. yüzyıllarda Osmanlı sanatında rumi, Selçuklu mirasını sürdürmekle birlikte daha dengeli ve zarif bir yapıya kavuşmuştur. Bursa, Edirne ve erken dönem İstanbul yapılarında rumi motifleri taş, alçı, çini, ahşap ve kalem işi süslemelerde görülür.
- yüzyıl Osmanlı kalem işi bezemelerinde sade, sencide, sarılma, hurde, dilimli ve dendanlı gibi farklı rumi türlerinin kullanıldığı tespit edilmiştir. Aynı dönemde bütünleşik rumi ve şeritlere bağlanan rumi gibi daha özgün tasarımlar da ortaya çıkmıştır.
Bu dönemin eserlerinde rumi, çoğu zaman lacivert, kırmızı ve altın renklerle uygulanmıştır. Camilerin kubbe, pandantif ve kemer yüzeylerinde kullanılan rumiler, mimariyi takip eden kıvrımlı kompozisyonlar meydana getirir.
Şehzade Mustafa ve Cem Sultan Türbesi kubbe kalem işleri, Bursa, 15. yüzyıl sonu. Kubbe yüzeyinde rumi ve hatayi motifleri, altın, lacivert ve kırmızı tonlarla yoğun bir kompozisyon hâlinde uygulanmıştır.
16. Yüzyıl Klasik Osmanlı Sanatında Rumi
- yüzyıl, rumi motifinin teknik ve estetik açıdan en olgun dönemlerinden biridir. Osmanlı sarayındaki Ehl-i Hiref teşkilatına bağlı nakkaşlar; kitap, çini, kumaş, maden ve mimari süsleme için desenler hazırlamıştır. Osmanlı sarayında süsleme sanatlarıyla ilgilenen sanatçı topluluğu Cemâat-i Nakkāşân-ı Hâssa adıyla anılıyordu.
Bu dönemde rumi, hatayi grubu çiçekler, bulut motifleri ve saz yolu üslubuyla birlikte kullanılmıştır. Bununla birlikte aynı desen içindeki rumi dalları ile çiçek dalları çoğunlukla ayrı hatlar üzerinde ilerler; birbirlerinin sistemine gelişigüzel karışmaz.
- yüzyıla ait tezhipli bir Kur’an’ın serlevhasında, lacivert zemin üzerinde altın sarılma rumiler görülebilir. Rumilerin çevresinde kırmızı, mavi ve beyaz hatayiler yer alırken motiflerin bağlı olduğu dallar ayrı düzenlerde ilerler.
Topkapı Sarayı koleksiyonundaki 1583 tarihli Zübdetü’t-Tevârîh adlı yazmanın tezhiplerinde de rumi arabeskleri ile Çin etkili hatayi motiflerinin birlikte kullanıldığı belirtilmektedir.
Zübdetü’t-Tevârîh, 1583, Sultan III. Murad dönemi. Seyyid Lokman tarafından kaleme alınan yazmanın tezhip ve minyatürlerinde rumi arabeskleri, hatayi motifleri ve altın bezemeler birlikte kullanılmıştır.
17. Yüzyılda Devamlılık ve Değişim
- yüzyıl Osmanlı tezhiplerinde rumi kullanılmaya devam etmiş, ancak bazı örneklerde motiflerin ölçüsü büyümüş ve önceki yüzyılın ince işçiliği zayıflamıştır. Serlevha düzenlerinde hatayi ve rumi motifleri yaygınlığını korurken lacivert rengin tonu ve kompozisyon yoğunluğu değişmiştir.
Bu dönemde rumi yalnızca yazma eserlerde değil, ahşap rahle, sandık, kapı kanadı ve cilt kapaklarında da karşımıza çıkar. Sedef, bağa, fildişi ve metal tel kakma teknikleriyle meydana getirilen rumi bordürleri, ahşap eserleri çevreleyen zarif çerçeveler oluşturur.
18. ve 19. Yüzyıllarda Batı Etkisi
- yüzyıldan itibaren Osmanlı sanatında barok, rokoko ve ampir etkileri yaygınlaşmıştır. Rumi motifi tamamen ortadan kalkmamış, ancak klasik dönemdeki hâkim konumunu kısmen kaybetmiştir.
Geleneksel rumi ve hatayi kompozisyonlarının yerini bazı eserlerde iri akantus yaprakları, güller, vazolar ve natüralist çiçek düzenleri almaya başlamıştır. 19. yüzyılda Batı etkili motiflerin özellikle vakfiye, levha, cilt ve mimari süslemelerde daha görünür hâle geldiği belirtilir.
Bununla birlikte geleneksel sanat atölyelerinde rumi çizimi yaşamaya devam etmiş ve 20. yüzyıldaki klasik Türk sanatları eğitimine aktarılmıştır.
Rumi Motifi Çeşitleri Nelerdir?
Rumi motifi hem biçimine hem de kompozisyondaki görevine göre farklı adlarla sınıflandırılır. Kaynaklarda sade, hurde, sencide, sarılma, dilimli, dendanlı ve işlemeli gibi başlıca türler tanımlanır.
Sade Rumi

İç kısmında ek bir süsleme bulunmayan, motifin temel gövde ve kıvrım yapısını gösteren rumi türüdür.
Sade rumi, özellikle küçük alanlarda ve yoğun desenlerin arasında kullanılır. Bir tezhip bordüründe altınla çizilmiş, içi düz bırakılmış tek parçalı motifler sade rumi örneğidir.
Hurde Rumi

Büyük bir rumi motifinin içinin daha küçük rumi biçimleriyle doldurulmasıyla meydana gelir. “Hurde” kelimesi küçük parça anlamındadır.
Örneğin büyük, lacivert renkli bir ruminin içinde altınla çizilmiş iki veya üç küçük rumi bulunuyorsa eser hurdeli rumi düzeni sergiler. Bu tür özellikle tezhip ve cilt sanatında zenginlik oluşturmak için kullanılmıştır.
Sencide Rumi

Genellikle iki rumi motifinin sırt kısımlarından birleşmesiyle oluşur. Karşılıklı ve dengeli yapısı nedeniyle simetrik kompozisyonlarda sık kullanılır.
Bir kubbe göbeğinin çevresinde birbirine sırt sırta bağlanan rumiler, sencide rumi örneği oluşturabilir.
Sarılma Rumi

Bir rumi motifinin dal veya başka bir rumi etrafında dolanıyormuş gibi tasarlanmasıyla meydana gelir. Bu tür, Farsça kökenli “pîçîde” adıyla da anılır.
Sarılma rumi, özellikle 16. yüzyıl Osmanlı tezhiplerinde hareketli ve katmanlı kompozisyonlar meydana getirir.
Dilimli Rumi

Motifin dış kenarının düz değil, belirgin dilimlere ayrılmış şekilde çizilmesidir. Bu düzen motifin daha hareketli ve zengin görünmesini sağlar.
Dendanlı Rumi

Ruminin dış sınırında diş benzeri küçük çıkıntılar bulunur. “Dendan” kelimesi diş anlamına gelir. Dendanlı rumiler mimari kalem işlerinde ve tezhipte motif sınırını vurgulamak için kullanılmıştır.
İşlemeli Rumi

Motifin iç kısmına küçük kıvrımlar, noktalar, taramalar veya tamamlayıcı bezemeler yerleştirilir. Hurde rumiden farklı olarak iç dolgu mutlaka küçük rumi motiflerinden oluşmaz.
Desen İçindeki Görevine Göre Rumi Türleri
Rumi yalnızca görünüşüne göre değil, kompozisyondaki yerine göre de adlandırılır.
Tepelik

Desenin üst noktasında veya bir eksenin sonunda yer alan taç benzeri rumi düzenidir. Kubbe, şemse, serlevha ve mihrap kompozisyonlarının üst bölümünde kullanılabilir.
Ortabağ

İki dalı veya iki kompozisyon bölümünü birbirine bağlayan merkezi motif grubudur. Çoğunlukla simetrik ve düğüm benzeri bir görünüm gösterir.
Ayırma Rumi

Bir süsleme alanını iki farklı bölüme ayırmak amacıyla kullanılan rumi biçimidir. Farklı renkli zeminler arasında sınır meydana getirebilir.
Kapalı Form

Rumilerin birbirine bağlanarak kapalı bir oval, daire, şemse veya madalyon meydana getirmesidir. Kapalı alanın içi hatayi, bulut veya başka motiflerle doldurulabilir.
Rumi Motifi Nerelerde Kullanılmıştır?
Tezhip Sanatında
Rumi motifinin en zengin örnekleri Kur’an-ı Kerim, dua kitabı, divan, mesnevi ve tarih yazmalarının tezhiplerinde görülür.
Serlevhalarda, sûre başlarında, zahriye sayfalarında, şemselerde ve sayfa kenarlarında kullanılan rumiler çoğunlukla altın ve lacivertle renklendirilmiştir. Osmanlı tezhibinde motiflerin konturları ince çizgilerle belirlenmiş, zeminler ise altın veya koyu maviyle dengelenmiştir.
Mimari Taş Süslemede
Anadolu Selçuklu taç kapıları, rumi motifinin anıtsal örnekleriyle bezelidir. Taş yüzeyde motifler yüksek ya da alçak kabartma tekniğiyle uygulanmıştır.
Erzurum Yakutiye Medresesi’nde rumi ve palmet dizileri geometrik bordürlerle birlikte görülür. Benzer düzenler Sivas, Konya, Kayseri ve Divriği çevresindeki yapılarda da farklı yorumlarla karşımıza çıkar.
Çini ve Seramikte
Rumi, Selçuklu mozaik çinilerinden erken Osmanlı ve İznik seramiklerine kadar kullanılmıştır. Erken İznik seramiklerinde rumi veya bölünmüş palmet biçimli arabeskler, kobalt mavisi zemin üzerinde beyaz bırakılarak uygulanmıştır.
British Museum’daki “Kütahyalı Abraham İbriği” olarak bilinen 1510 tarihli eserde, kobalt mavisi zemin üzerinde bölünmüş palmet arabeskleri ve kıvrık yapraklı şeritler bulunur. Eserin ejderha biçimli kulpu, hayvansal ve bitkisel bezeme dünyasının aynı nesnede nasıl birleştiğini gösterir.
Ahşap Sanatında
Minber, kapı, pencere kanadı, rahle ve Kur’an mahfazalarında rumi motifleri oyma veya kakma tekniğiyle uygulanmıştır.
Discover Islamic Art veritabanında yer alan Osmanlı Kur’an mahfazasında kubbe içi, palmet ve rumi motiflerinden oluşan madalyonlarla süslenmiştir. Kapak bordüründe kırmızı zemin üzerinde siyah palmet ve rumiler kullanılmıştır.
Maden Sanatında
Şamdan, ibrik, buhurdan, leğen ve silah süslemelerinde kazıma, kabartma ve kakma teknikleriyle rumi kompozisyonları meydana getirilmiştir.
- yüzyılın ilk yarısına tarihlenen Osmanlı metal bir testinin gövdesinde rumi, yarım palmet arabeskleri ve Çin kökenli motiflerin birlikte kullanıldığı belirtilmektedir. Bu eser, klasik Osmanlı süslemesinin farklı kaynaklardan gelen motifleri aynı kompozisyonda birleştirdiğini gösterir.
Cilt Sanatında
Deri kitap kapaklarında rumi motifleri şemse, salbek, köşebent ve bordürlerde kullanılmıştır. Altın baskı, soğuk baskı, oyma ve katı‘ teknikleriyle yapılan rumiler, kitabın dış yüzünü tezhipli sayfalarla uyumlu hâle getirir.
Kalem İşi Süslemede
Cami, türbe, saray ve kasırların kubbe, kemer, pandantif ve tavanlarında rumi motifleri boyayla uygulanmıştır.
- yüzyıl Osmanlı kalem işlerinde sade ve hurde rumilerin yanı sıra şeritlere bağlanan ve bütünleşen özgün türlerin kullanılması, motifin mimari yüzeylere göre yeniden tasarlandığını gösterir.
Rumi ile Palmet Arasındaki Fark Nedir?

Rumi ile palmet birbirine benzediği için sıkça karıştırılır.
Palmet, genel olarak yelpaze biçiminde açılan stilize palmiye yaprağı görünümündedir. Genellikle merkezi bir eksene göre simetriktir. Rumi ise daha kıvrak, akıcı ve gövde hissi veren bir yapıya sahiptir.
Selçuklu eserlerinde iki motif çoğu zaman birbirine bağlandığından ayırım zorlaşabilir. Örneğin bir taç kapı bordüründe ortada simetrik bir palmet bulunurken yanlardan çıkan kıvrık şekiller rumi olabilir.
Rumi ile Hatayi Arasındaki Fark Nedir?

Hatayi, çoğunlukla stilize edilmiş çiçeklerin kuş bakışı veya yandan görünüşüne dayanır. Çanak yaprak, taç yaprak ve merkez bölümü seçilebilir.
Rumi ise belirli bir çiçeği temsil etmez. Daha soyut, kıvrımlı ve gövdesel bir biçime sahiptir. Osmanlı desenlerinde rumi ve hatayi aynı kompozisyonda kullanılabilir; ancak çoğu zaman farklı dal sistemleri üzerinde ilerlerler.
Rumi Motifinin Anlamı Nedir?
Rumi motifine her dönem ve her eser için geçerli tek bir sembolik anlam yüklemek doğru değildir. Motifin çok uzun bir tarihsel süreç içinde farklı sanat çevrelerinde kullanılması, anlamının da zamanla değişmesine neden olmuştur.
Ruminin hayvansal kökenli olduğu kabul edilirse güç, hareket, hâkimiyet, koruyuculuk ve canlılık gibi kavramlarla ilişki kurulabilir. Özellikle Orta Asya hayvan üslubundan gelen kanat, pençe, kuş gövdesi veya ejderha benzeri biçimlerin zamanla soyutlanması, motifin başlangıçta kuvvetli ve dinamik anlamlar taşıdığı düşüncesini destekler.
Bununla birlikte klasik Osmanlı sanatında rumi çoğu zaman doğrudan okunabilen bir sembol olmaktan çok, kompozisyonu düzenleyen estetik bir unsur hâline gelmiştir. Tezhipli bir Kur’an sayfasındaki rumi, mutlaka belirli bir hayvanı temsil etmez. Buradaki temel işlevi yazı alanını çevrelemek, sayfada hareket oluşturmak, simetriyi güçlendirmek ve süsleme alanlarını birbirine bağlamaktır.
Bu nedenle bilimsel bir değerlendirmede “rumi motifi kesin olarak şunu simgeler” demek yerine, motifin kökeni, kullanıldığı dönem ve eserdeki işlevi birlikte ele alınmalıdır.
Rumi Motifinin Kompozisyondaki İşlevi
Rumi motifinin Türk süsleme sanatındaki önemi yalnızca görünüşünden kaynaklanmaz. Motif, tasarımın kurulmasında temel görevler üstlenir.
Bir rumi kompozisyonu:
- Ana ve yardımcı eksenleri belirleyebilir.
- İki farklı süsleme alanını birbirine bağlayabilir.
- Boş alanların dengeli biçimde doldurulmasını sağlayabilir.
- Simetrik veya serbest bir hareket düzeni oluşturabilir.
- Farklı zemin renkleri arasında sınır meydana getirebilir.
- Madalyon, şemse ve bordürlerin ana iskeletini kurabilir.
Örneğin 16. yüzyıla ait bir yazmanın serlevhasında, ortadaki yazı alanı kapalı form oluşturan altın rumilerle çevrelenebilir. Bu rumilerin dış kısmında lacivert zeminli hatayi motifleri yer alabilir. Böyle bir tasarımda rumi yalnızca süsleme değildir; yazı alanı ile dış bezeme kuşağı arasında mimari bir çerçeve görevi görür.
Benzer biçimde bir Selçuklu taç kapısında rumi ve palmetlerden oluşan bordür, giriş açıklığını çevreleyerek yapının merkezini vurgular. Motif burada hem dekoratif hem de yapısal bir görsel işleve sahiptir.
Rumi Motifi Hangi Renklerle Kullanılmıştır?
Rumi motifinin rengi, uygulandığı sanat dalına ve döneme göre değişir.
Tezhip sanatında en yaygın renkler altın, lacivert, kırmızı, turkuaz, siyah ve beyazdır. Altın rumiler özellikle koyu lacivert zemin üzerinde güçlü bir kontrast meydana getirir. Bazı eserlerde motifin gövdesi altınla doldurulurken iç ayrıntıları siyah veya kırmızı çizgilerle belirginleştirilir.
Selçuklu çinilerinde firuze, kobalt mavisi, mor, siyah ve beyaz öne çıkar. Rumi motifleri bazen firuze zemin üzerinde lacivert, bazen de koyu renkli zemin üzerinde açık tonlarla işlenmiştir.
Osmanlı kalem işlerinde kırmızı, lacivert, yeşil, altın sarısı ve beyaz yaygın olarak kullanılır. Ahşap eserlerde ise motifin görünümü kullanılan tekniğe göre değişir. Oyma eserlerde doğal ahşabın rengi korunabilir; kakmalı örneklerde fildişi, sedef, bağa ve farklı renkli ahşaplar kullanılabilir.
Renklerin sembolik anlam taşıdığı örnekler bulunmakla birlikte, her renk tercihini doğrudan belirli bir anlamla açıklamak doğru değildir. Renk seçimi çoğu zaman dönemin estetik anlayışı, kullanılan malzeme ve kompozisyon dengesiyle ilgilidir.
Rumi Motifinin Çizim Mantığı
Rumi motifi gelişigüzel çizilen kıvrımlı bir şekil değildir. Geleneksel sanat eğitiminde motifin gövdesi, yönü, çıkış noktası ve dönüşleri belirli kurallara göre düzenlenir.
Çizim genel olarak şu aşamalarla ilerler:
1. Ana Eksenin Belirlenmesi
Önce motifin hareket edeceği ana yön belirlenir. Bu yön düz, kıvrımlı veya dairesel olabilir.
2. Gövdenin Kurulması
Ruminin ana gövdesi, kalın başlayıp giderek incelen bir kıvrım şeklinde çizilir. Gövde, kompozisyondaki hareketin temelini oluşturur.
3. Kanat ve Uçların Eklenmesi
Motifin bir veya iki yanına kanat benzeri uzantılar eklenir. Uçlar keskin, yuvarlak veya dilimli olabilir.
4. İç Ayrıntıların Yerleştirilmesi
Motif sade bırakılabileceği gibi içi küçük rumiler, çizgiler veya süsleme parçalarıyla doldurulabilir. Bu aşamada motif hurde, dendanlı veya işlemeli bir niteliğe kavuşabilir.
5. Dala Bağlanması
Rumi, kompozisyon içinde bağımsız durabileceği gibi bir dal sistemine bağlanabilir. Dalın yönü ile motifin dönüşü arasında uyum bulunmalıdır.
6. Simetri ve Denge Kontrolü
Özellikle sencide, tepelik ve kapalı form düzenlerinde iki tarafın oranı kontrol edilir. Geleneksel desenlerde mutlak mekanik simetri şart değildir; ancak görsel denge korunur.
Rumi motifini çizmenin en zor yönlerinden biri, kıvrımın doğal görünmesini sağlamaktır. Fazla sert dönüşler motifin akışını bozar; gereğinden fazla yumuşak çizgiler ise ruminin karakteristik gücünü zayıflatır.
Selçuklu ve Osmanlı Rumi Motifleri Arasındaki Farklar
Rumi motifinin biçimi dönemlere göre belirgin değişiklikler göstermiştir.
Selçuklu Rumi Üslubu
Anadolu Selçuklu eserlerinde rumiler genellikle iri, güçlü, kalın konturlu ve geometrik düzene bağlıdır. Taş, tuğla ve çini gibi mimari malzemelere uygulanmaları, motifin daha anıtsal görünmesine neden olmuştur.
Selçuklu rumilerinde palmet ve lotus benzeri biçimlerle yakın ilişki görülür. Taç kapılardaki kompozisyonlarda rumi, çoğu zaman sıkışık ve yoğun yüzey düzenlerinin parçasıdır. Motifin sınırları keskin, dönüşleri güçlü ve gövdesi geniştir.
Erken Osmanlı Rumi Üslubu
Erken Osmanlı döneminde Selçuklu etkisi sürmekle birlikte motif daha zarif ve dengeli bir yapıya ulaşmıştır. Bursa ve Edirne çevresindeki eserlerde rumi gövdeleri incelmiş, desenler daha düzenli boşluklarla kurulmuştur.
Klasik Osmanlı Rumi Üslubu
- yüzyılda rumi motifleri en rafine biçimlerinden birine ulaşmıştır. Gövdeler ince, kıvrımlar kontrollü ve iç dolgular son derece ayrıntılıdır. Hurde ve sarılma rumiler, tezhip kompozisyonlarında büyük bir ustalıkla kullanılmıştır.
Klasik Osmanlı tasarımında motifler birbirine gelişigüzel bağlanmaz. Rumi sistemi kendi dal düzenini izler; hatayi çiçekleri ise farklı bir dal üzerinde ilerler. Böylece yoğun kompozisyonlarda bile görsel karışıklık önlenir.
Geç Osmanlı Rumi Üslubu
- ve 19. yüzyıllarda rumi kullanılmaya devam etmiş, ancak barok ve rokoko etkileri nedeniyle biçimleri yer yer daha yumuşak, iri ve gösterişli hâle gelmiştir. Bazı eserlerde klasik rumi çizgileri akantus yaprakları ve natüralist çiçeklerle birleşmiştir.
Rumi Motifine Ait Önemli Eser Örnekleri
Konya Karatay Medresesi Çini Bezemeleri
1251 yılında Celâleddîn Karatay tarafından yaptırılan Karatay Medresesi, Anadolu Selçuklu çini sanatının en önemli yapılarından biridir. Yapının kubbe, duvar ve geçiş alanlarında geometrik yıldızlar, yazı kuşakları, palmetler ve rumi benzeri kıvrımlı bezemeler birlikte kullanılmıştır.
Mozaik çini tekniğinde hazırlanan kompozisyonlarda firuze ve lacivert renkler öne çıkar. Rumi motifleri, geometrik bölümler arasında geçiş sağlamakta ve sert köşeli düzenlere akıcı bir hareket kazandırmaktadır.
Erzurum Yakutiye Medresesi Taç Kapısı
1310 yılında yaptırılan Yakutiye Medresesi’nin taç kapısı, Selçuklu ve İlhanlı taş süsleme geleneğini bir araya getirir. Taç kapının bordürlerinde kıvrık dallar, palmetler ve rumi karakterli motifler görülür.
Taş yüzeydeki rumiler, yazma eserlerdeki ince örneklerden farklı olarak derin ve kalın işlenmiştir. Motifler yapının monumental etkisini güçlendiren bir çerçeve oluşturur.
Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası
1228–1229 yıllarında inşa edilen Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, Anadolu taş işçiliğinin en zengin örneklerinden biridir. Yapının kapılarında geometrik, bitkisel ve soyut bezemeler bir arada kullanılmıştır.
Bazı kıvrımlı ve kanat benzeri taş motifler rumi geleneğiyle ilişkilendirilebilir. Ancak Divriği’deki bezemelerin son derece özgün olduğu ve her kıvrımlı biçimin doğrudan rumi şeklinde tanımlanmaması gerektiği unutulmamalıdır.
Topkapı Sarayı Yazmaları
Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde bulunan 15. ve 16. yüzyıl yazmaları, rumi motifinin klasik Osmanlı tezhibindeki gelişimini göstermesi bakımından büyük önem taşır.
Kur’an nüshalarının serlevha ve zahriye sayfalarında altın, lacivert ve kırmızı renkli rumiler kullanılmıştır. Bazı örneklerde büyük rumilerin içleri küçük rumilerle doldurularak hurde rumi kompozisyonları meydana getirilmiştir.
1583 tarihli Zübdetü’t-Tevârîh yazmasının bezemelerinde rumi arabeskleri, hatayi çiçekleri ve farklı süsleme unsurları birlikte kullanılmıştır. Bu eser, saray nakkaşhanesinin tarih yazmalarında dahi yüksek bezeme kalitesini koruduğunu gösterir.
Kütahyalı Abraham İbriği
British Museum koleksiyonundaki 1510 tarihli bu seramik ibrik, erken Osmanlı seramik sanatının önemli örneklerindendir. Eser üzerindeki kıvrımlı arabeskler, bölünmüş palmetler ve rumiye yaklaşan yaprak biçimleri, Osmanlı süsleme repertuvarının farklı unsurlarını bir araya getirir.
İbriğin ejderha biçimli kulpu da hayvansal biçimlerle soyut süslemenin aynı eser üzerinde nasıl birlikte kullanılabildiğini gösterir.
Osmanlı Kur’an Mahfazası
Topkapı Sarayı koleksiyonundaki bazı Kur’an mahfazalarının kubbe ve kapak bölümlerinde rumi ve palmet motifli madalyonlar bulunur.
Bu eserlerde ahşap yüzey; boyama, kakma ve farklı malzemelerin bir arada kullanılmasıyla süslenmiştir. Rumi motifleri yalnızca dekoratif alanları doldurmaz, mahfazanın merkez ve kenar bölümlerini birbirine bağlayan bir düzen oluşturur.
Osmanlı Cilt Kapakları
- yüzyıl Osmanlı deri ciltlerinde rumi motifleri şemse, salbek ve köşebent düzenlerinin temel parçalarındandır. Ortadaki oval şemse içine hurde rumiler yerleştirilebilir; köşelerdeki üçgen alanlarda ise sade veya sarılma rumiler kullanılabilir.
Altın baskılı deri ciltlerde rumilerin ince konturları, koyu kahverengi veya bordo zemin üzerinde belirginleşir. Bu tür eserler, kitap sanatının dış kapaktan iç sayfalara kadar bütüncül bir tasarım anlayışına sahip olduğunu gösterir.
Rumi Motifi ile Arabesk Aynı Şey midir?

Rumi ile arabesk kavramları birbiriyle ilişkili olsa da aynı anlamı taşımaz.
Arabesk, kıvrımlı dalların, yaprakların, palmetlerin ve çeşitli soyut motiflerin sürekli biçimde tekrarlandığı geniş bir süsleme sistemidir. Rumi ise bu sistem içinde kullanılabilen belirli bir motif türüdür.
Başka bir ifadeyle her rumi kompozisyonu arabesk karakter gösterebilir; ancak her arabesk bezeme rumi motifinden oluşmaz. Bir arabesk düzen yalnızca kıvrık dallar ve bitkisel yapraklardan meydana gelebilir.
Batı sanat tarihi literatüründe “arabesque” kelimesi oldukça geniş kullanıldığı için rumi, palmet, hatayi ve kıvrık dal motifleri bazen aynı başlık altında değerlendirilebilir. Türk süsleme sanatı terminolojisinde ise bu motiflerin her biri ayrı biçimsel özelliklere sahiptir.
Rumi Motifi ile Saz Yolu Arasındaki Fark
Rumi ile saz yolu da sık karıştırılan iki farklı kavramdır.
Rumi, belirli bir motif ailesidir. Saz yolu ise 16. yüzyılda Osmanlı saray sanatında gelişen bir üsluptur. Saz yolu kompozisyonlarında uzun, sivri ve kıvrımlı saz yaprakları; hatayi çiçekleri, ejderhalar, simurglar ve farklı hayvansal biçimler kullanılabilir.
Saz yolu yaprağı daha doğal bir yaprak görünümüne sahiptir. Damarları belirgindir ve çoğunlukla keskin, testere dişli kenarları vardır. Rumi ise daha soyut ve gövdesel bir forma sahiptir.
Bir eserde rumi ve saz yaprağı birlikte kullanılabilir. Ancak çizim sistemleri ve biçimsel karakterleri birbirinden farklıdır.
Rumi Motifi Günümüzde Nerelerde Kullanılıyor?
Rumi motifi günümüzde tezhip, çini, ebru, hat sanatı, ahşap oyma, halı, seramik, grafik tasarım, tekstil ve iç mimari uygulamalarında yaşamaya devam etmektedir.
Geleneksel sanat atölyelerinde rumi çizimi, klasik desen eğitiminin temel aşamalarından biridir. Öğrenciler önce sade rumi çizimini öğrenir, ardından sencide, hurde, sarılma ve kapalı form kompozisyonlarına geçer.
Çağdaş grafik tasarımda rumi motifleri:
- Logo tasarımlarında
- Kitap kapaklarında
- Müze ve sergi afişlerinde
- Duvar panolarında
- Kurumsal kimlik çalışmalarında
- Dijital desenlerde
kullanılmaktadır.
Bununla birlikte motifin aşırı sadeleştirilmesi, ruminin karakteristik gövde ve yön ilişkisini kaybetmesine neden olabilir. Geleneksel forma dayalı çağdaş tasarımlarda motifin temel anatomisine sadık kalınması önemlidir.
Rumi Motifi Nasıl Ayırt Edilir?
Bir süslemenin rumi olup olmadığını anlamak için şu özelliklere bakılabilir:
Motif kıvrılarak ilerleyen bağımsız bir gövdeye sahip midir? Uç kısımlarında kanat veya gaga benzeri sivrilmeler görülüyor mu? Belirli bir çiçeğin doğal görünümünü mü temsil ediyor, yoksa soyut mu? İçinde küçük rumi biçimleri veya dilimler bulunuyor mu? Desen içinde bir kapalı form, tepelik ya da ortabağ oluşturuyor mu?
Bu özelliklerin birkaçının birlikte bulunması, motifin rumi olarak tanımlanmasını güçlendirir. Ancak tarihî eserlerde rumi, palmet ve lotus formlarının birbirine yaklaşabildiği unutulmamalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Rumi motifi nedir?
Rumi, Türk ve İslam süsleme sanatlarında kullanılan; kıvrımlı, sivri uçlu ve çoğu zaman stilize hayvan uzuvlarıyla ilişkilendirilen soyut bir bezeme motifidir.
Rumi motifi Mevlânâ ile bağlantılı mıdır?
Hayır. Rumi motifinin adı Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’den gelmez. “Rumi” kelimesi Anadolu’yla ilişkili bir adlandırmadır.
Rumi motifi bitkisel midir?
Klasik görünümü bitkisel biçimleri çağrıştırsa da motifin kökeninin hayvansal formlara dayandığı ileri sürülmektedir. Zaman içinde soyut ve bağımsız bir süsleme biçimine dönüşmüştür.
Rumi motifinin çeşitleri nelerdir?
Başlıca türleri sade rumi, hurde rumi, sencide rumi, sarılma rumi, dilimli rumi, dendanlı rumi ve işlemeli rumidir.
Rumi motifi en çok nerelerde kullanılmıştır?
Tezhip, çini, taş süsleme, ahşap, cilt, maden, kalem işi, halı ve mimari bezemelerde kullanılmıştır.
Rumi ile hatayi arasındaki fark nedir?
Hatayi, stilize bir çiçek motifidir. Rumi ise daha soyut, kıvrımlı ve gövdesel bir bezeme unsurudur.
Rumi ile palmet aynı motif midir?
Hayır. Palmet çoğunlukla yelpaze biçimli stilize bir yapraktır. Rumi ise daha akıcı ve kıvrımlı bir gövdeye sahiptir. Ancak iki motif tarihî kompozisyonlarda birlikte kullanılabilir.
Sonuç
Rumi motifi, Türk süsleme sanatının en köklü ve en gelişmiş bezeme unsurlarından biridir. Orta Asya hayvan üslubuyla ilişkilendirilen ilk biçimlerinden Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklu sanatına, erken Osmanlı eserlerinden 16. yüzyıl saray nakkaşhanesine kadar uzanan uzun bir gelişim süreci geçirmiştir.
Selçuklu taç kapılarında iri ve güçlü taş kabartmalar hâlinde görülen rumi, Osmanlı tezhibinde ince, dengeli ve zarif bir çizgiye dönüşmüştür. Karatay Medresesi’nin çini bezemelerinde geometrik alanları birbirine bağlamış; Yakutiye Medresesi’nin taş bordürlerinde mimariyi vurgulamış; Topkapı Sarayı yazmalarında ise altın ve lacivertin hâkim olduğu görkemli sayfa düzenlerinin temelini oluşturmuştur.
Sade, hurde, sencide, sarılma ve dendanlı gibi çeşitleri, motifin ne kadar gelişmiş bir tasarım sistemine sahip olduğunu ortaya koyar. Rumi yalnızca boşluk dolduran dekoratif bir unsur değildir. Kompozisyonun yönünü belirler, alanları birbirinden ayırır, merkezleri vurgular ve farklı süsleme bölgeleri arasında görsel bağlantı kurar.
Bugün rumi motifi geleneksel sanat eğitiminde yaşamaya devam ederken çağdaş grafik, tekstil ve iç mimari tasarımlarında da yeniden yorumlanmaktadır. Ancak motifin tarihsel değerini koruyabilmek için onu yalnızca kıvrımlı bir yaprak şekli olarak değil, yüzyıllar boyunca gelişmiş kurallı bir sanat dili olarak değerlendirmek gerekir.





Bir Cevap Yaz
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.