Aklın Karanlık Kıyıları: Francisco Goya’nın “Kara Resimler” Serisi – II. Bölüm: San Isidro Şenliği

Francisco de Goya’nın Quinta del Sordo’nun duvarlarına bıraktığı kâbuslar mirasında yolculuğumuz devam ediyor. Serinin ilk bölümünde, bu tekinsiz evin genel anatomisine bakmış ve Çocuklarını Yiyen Satürn tablosunun yarattığı o çiğ, varoluşsal vahşeti akademik bir süzgeçten geçirmiştik. Ancak Goya’nın karanlığı sadece bireysel delilikle ya da mitolojik çöküşle sınırlı değildir; o, namlusunu aynı zamanda kitlelerin kolektif histerisine

Google News Google News Flipboard Flipboard Sesli oku Yazıyı beğen Favorilere Ekle 0 Yorumlar
Daha fazla

Francisco de Goya’nın Quinta del Sordo’nun duvarlarına bıraktığı kâbuslar mirasında yolculuğumuz devam ediyor. Serinin ilk bölümünde, bu tekinsiz evin genel anatomisine bakmış ve Çocuklarını Yiyen Satürn tablosunun yarattığı o çiğ, varoluşsal vahşeti akademik bir süzgeçten geçirmiştik. Ancak Goya’nın karanlığı sadece bireysel delilikle ya da mitolojik çöküşle sınırlı değildir; o, namlusunu aynı zamanda kitlelerin kolektif histerisine de doğrultur.

Bu bölümde, evinin zemin katındaki uzun duvara, Cadı Ayini’nin tam karşısına konumlandırdığı, serinin en kalabalık ve sosyolojik açıdan en sarsıcı eseri olan San Isidro Şenliği (La Romería de San Isidro) tablosunu, antropolojik, politik ve psikolojik boyutlarıyla masaya yatırıyoruz.

WhatsApp Image 2026 07 06 at 22.23.03 1

San Isidro Şenliği Tablosunun Yapılış Tekniği ve Alçı Üzerine Yağlıboya Mucizesi

Goya, San Isidro Şenliği de dahil olmak üzere bu seriyi doğrudan Quinta del Sordo’nun iki büyük salonunun duvarlarındaki sıva katmanının üzerine uygulamıştır. Sanatçının tercih ettiği bu teknik, geleneksel fresk (fresco) tekniğinden farklı olarak “alçı üzerine yağlıboya” (óleo sobre revoco) yöntemidir. Duvarın nemi emme kapasitesi ve yüzeyin pürüzlü dokusu, Goya’nın ekspresyonist (dışavurumcu) fırça darbelerini daha da dramatik hale getirmiştir.

asdasd

1870’li yıllarda Salvador Martínez Cubells tarafından tuvale aktarılan bu eser, asıl mekanik ve kimyasal dokusunu bu zorlu transfer sürecinde kısmen kaybetmiş olsa da, Goya’nın paletindeki siyah, toprak tonları, koyu kahverengi ve batan güneşin soluk sarısı gibi kısıtlı renk skalası eserin kasvetli atmosferini korumaktadır. Sanatçı, detayları netleştirmek yerine kalın boya katmanları (impasto) ve spatulayla kazıma tekniklerini kullanarak figürlere adeta çamurdan ve karanlıktan fırlamış birer heykel formu kazandırmıştır.

Tablonun Arka Planı: Mekan ve Tarihsel Atmosfer

Eserin mekansal arka planı, Madrid’in içinden geçen Manzanares Nehri’nin karşı yakasındaki San Isidro Hermitage (Aziz Isidro Şapeli) ve çevresindeki tepelerdir. Ancak Goya, burayı kutsal bir hac rotasından ziyade, distopik bir tekinsiz alana (unheimlich) dönüştürür. Tablonun arka planında yer alan coğrafya, Madrid’in kuru, çorak ve tepe formlarıyla şekillenen topografyasını yansıtırken; Goya bu topografyayı gökyüzü ile birleştirerek figürleri klostrofobik bir zamansızlığa hapseder.

Tarihsel olarak İspanyol Engizisyonu’nun geri dönüşü, Kral VII. Fernando’nun mutlakiyetçi baskı rejimi ve Aydınlanma ideallerinin çöküşü, tablonun kavramsal arka planını oluşturur. Arka planda uzanan soluk, gri-sarı gökyüzü, İspanya’nın üzerindeki siyasi ve entelektüel karanlığın görsel bir metaforudur.

Karakterlerin Analizi: Yüz İfadeleri, Duruşlar ve Kolektif Cinnet

Goya, San Isidro Şenliği‘nde izleyiciye bir insan komedisi ya da daha doğru bir tabirle grotesk bir trajedi sunar. Tablodaki figürlerin analizi, toplumsal psikolojinin ve yozlaşmanın en çıplak halini gözler önüne serer:

isidro senligi detay 2 Ön Plandaki İllüzyon: Şarkıcı mı, Çığlık atan bir Deli mi?

Resmin sol ön planında, ağzı sonuna kadar açık, gözleri yuvalarından fırlamış bir figür dikkat çeker. Geleneksel yorumlar bu figürün bir gitar eşliğinde dini bir ilahi (romance) söylediğini iddia etse de, yüzündeki deformasyon ve gözlerindeki dehşet, bunun bir şarkıdan ziyade varoluşsal bir çığlık olduğunu gösterir. Figürün yüz hatları, bireysel kimliğinden sıyrılarak saf bir acı ve delilik maskesine dönüşmüştür.

Kitle Psikolojisi ve Deforme Olmuş Çehreler

Ön plandaki figürün arkasından gelen kalabalık, tek tek bireylerden ziyade birbirinin içine geçmiş, amorf (şekilsiz) bir kitleyi andırır. Karakterlerin yüz ifadelerinde korku, körü körüne inanmışlık, cehalet ve histeri hakimdir. Goya, Aydınlanma Çağı’nın “akılcı insan” figürünü reddederek; göz bebekleri yukarı kaymış, dişleri dökülmüş, burunları hayvansı formlar almış insan dışı (dehumanized) bir kalabalık resmeder. Figürlerin omuz omuza, sıkışık ve ritmik duruşları, bireysel iradesini kaybetmiş ve ortak bir hipnozun peşinden giden toplum yapısına sert bir eleştiridir.

Sağ Köşedeki Silüet: Sosyal Sınıfların Silinişi

Resmin sağ tarafına doğru ilerledikçe kalabalık küçülür ve bir insan seli halinde ufka doğru akar. Bu grupta burjuva şapkaları takan figürler ile paçavralar içindeki dilencilerin ayırt edilemez hale gelmesi, Goya’nın felaket karşısında sınıfsal ayrımların anlamsızlaştığına dair inancını vurgular. Herkes aynı çorak toprağın üzerinde, aynı belirsiz karanlığa doğru sürüklenmektedir.

 

isidro senligi detay 1 2

 

Eserin Amacı ve Goya’nın İçsel Dünyasındaki Hisler

San Isidro Şenliği, sipariş üzerine yapılmamış, kamusal bir sergileme amacı taşımamıştır. Goya’nın bu eseri yapma amacı tamamen içsel bir arınma (katarsis) ve toplumsal bir manifesto niteliğindedir. Ağır işitme kaybı (sağırlık) nedeniyle dış dünyadan izole olan sanatçı, Fransız işgalinin yarattığı vahşete ve İspanya’nın gerici yönetim krizine tanıklık etmiştir.

Tabloya hakim olan temel hisler; çaresizlik, melankoli ve derin bir hayal kırıklığıdır. Goya, aklın uykusunun canavarlar ürettiğini bizzat yaşayarak görmüştür. Bu resim, din kisvesi altında toplanan halkın, cehalet ve batıl inançlar eliyle nasıl birer canavara dönüştürülebileceğinin ve insanın kendi karanlığıyla yüzleştiğinde hissettiği o ilkel dehşetin görsel belgesidir.

Yazar Hakkında

Benzer Yazılar

Bir Cevap Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.

0/30 karakter