Sivas Gök Medrese: Tarihi, Mimarisi ve Çini Süslemeleri

Sivas Gök Medrese’nin tarihi, mimarisi, çift minareleri, mermer taçkapısı, firuze çinileri ve hayat ağacı motiflerini ayrıntılı keşfedin.

Google News Google News Sesli oku Yazıyı beğen Favorilere Ekle 0 Yorumlar
Daha fazla

Sivas Gök Medrese: Tarihi, Mimarisi, Taçkapısı ve Çini Süslemeleri

Sivas Gök Medrese, Anadolu Selçuklu mimarisinin taş ve çini sanatını aynı cephede olağanüstü bir uyum içerisinde bir araya getiren en önemli yapılarından biridir.

Sivas şehir merkezinde yükselen medrese; göğe doğru uzanan çift minaresi, anıtsal mermer taçkapısı, firuze renkli çinileri, hayat ağacı kompozisyonları, geometrik bezemeleri ve açık avlulu dört eyvanlı planıyla 13. yüzyıl Anadolu mimarisinin en güçlü temsilcilerinden biridir.

Yapı, Anadolu Selçuklu Devleti’nin güçlü vezirlerinden Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından 1271 yılında Mimar Kaluyan’a yaptırılmıştır.

Bugün Gök Medrese Vakıf Müzesi olarak kullanılan yapı yalnızca bir eğitim kurumu olarak değil; mimari, taş işçiliği, çini sanatı ve Selçuklu sembolizmini bir arada okuyabileceğimiz önemli bir kültür mirası olarak dikkat çekmektedir.

Sivas Gök Medrese genel görünümü ve çift minareleri
Sivas Gök Medrese’nin anıtsal ön cephesi ve çift minaresi.

Görsel ve lisans bilgisi: Wikimedia Commons

Sivas Gök Medrese Nerede?

Gök Medrese, Sivas şehir merkezinde yer almaktadır.

Tarihî kent meydanına yaklaşık 300 metre uzaklıkta bulunan yapı, Sivas’ın Selçuklu döneminden kalan önemli mimari eserlerinin oluşturduğu tarihî kent dokusunun parçalarından biridir.

Sivas merkezde bulunan:

  • Buruciye Medresesi,
  • Çifte Minareli Medrese,
  • Şifaiye Medresesi,
  • Sivas Ulu Camii

gibi yapılarla birlikte düşünüldüğünde kent, Anadolu Selçuklu mimarisinin en önemli açık hava koleksiyonlarından birine dönüşmektedir.

Gök Medrese Ne Zaman Yapıldı?

Gök Medrese 1271 yılında yaptırılmıştır.

Bu dönem Anadolu Selçuklu Devleti’nin siyasi açıdan zorlandığı fakat mimari üretimin son derece güçlü biçimde devam ettiği yıllara karşılık gelir.

13. yüzyılın ikinci yarısında Anadolu’da:

  • Medreseler,
  • Kervansaraylar,
  • Camiler,
  • Türbeler,
  • Darüşşifalar

üzerinden son derece güçlü bir mimarlık ve süsleme geleneği gelişmiştir.

Gök Medrese’yi Kim Yaptırdı?

Medreseyi Anadolu Selçuklu Devleti’nin en önemli devlet adamlarından biri olan Sahip Ata Fahreddin Ali yaptırmıştır.

Sahip Ata yalnızca Sivas’ta değil, Anadolu’nun farklı kentlerinde çok sayıda hayır ve eğitim yapısı yaptırmış güçlü bir Selçuklu veziridir.

Onun baniliği altında yaptırılan eserler arasında:

  • Medreseler,
  • Camiler,
  • Hanlar,
  • Hamamlar,
  • Külliyeler

yer almaktadır.

Bu nedenle Sahip Ata Fahreddin Ali, 13. yüzyıl Anadolu mimarisini biçimlendiren en önemli banilerden biri olarak kabul edilir.

Sahip Ata Fahreddin Ali Kimdir?

Sahip Ata Fahreddin Ali, Anadolu Selçuklu Devleti’nin özellikle 13. yüzyılın ikinci yarısında etkili olmuş vezirlerinden biridir.

Devlet yönetimindeki siyasi gücünü mimari eserlerle görünür hâle getirmiştir.

Bu durum İslam dünyasında sıkça görülen banilik geleneği ile ilişkilidir.

Bir hükümdarın, vezirin veya yüksek devlet görevlisinin:

  • Cami,
  • Medrese,
  • Darüşşifa,
  • Kervansaray,
  • Çeşme

yaptırması hem hayır faaliyeti hem de siyasi ve toplumsal temsil aracıydı.

Gök Medrese’nin Mimarı Kimdir?

Gök Medrese’nin mimarı kaynaklarda Kaluyan olarak geçmektedir.

Yapının kitabesinden hareketle 1271 yılında inşa edildiği ve Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır.

Mimar Kaluyan’ın tasarımında mimari kütle ile süsleme birbirinden ayrı iki unsur olarak değerlendirilmemiştir.

Özellikle ön cephede:

  • Taçkapı,
  • Minareler,
  • Pencereler,
  • Çeşme,
  • Taş bezemeler,
  • Çini yüzeyler

tek bir anıtsal kompozisyon meydana getirir.

Gök Medrese Adını Nereden Alıyor?

Yapının “Gök Medrese” olarak adlandırılmasının temel nedeni kullanılan firuze ve mavi tonlu çinilerdir.

Türkçede “gök” kelimesi tarihsel kullanımda mavi ve gökyüzü rengiyle ilişkilidir.

Medresenin özellikle:

  • Çift minarelerinde,
  • Mescidinde,
  • Yan eyvanlarında

kullanılan firuze çiniler yapıya güçlü bir renk kimliği kazandırmıştır.

Resmî kaynaklar da özellikle mescit ve yan eyvanlardaki firuze çinilerin yapıya “Gök Medrese” adını verdirecek kadar belirleyici olduğunu belirtmektedir.

Gök Medrese’nin Mimari Planı

Gök Medrese, Anadolu Selçuklu medreselerinde sık karşılaşılan açık avlulu ve dört eyvanlı medrese planına sahiptir.

Yapı aynı zamanda iki katlı olarak tasarlanmıştır.

Planın merkezinde geniş bir dikdörtgen avlu bulunur.

Avlunun dört yönünde eyvanlar yer almakta, revakların arkasındaki bölümlerde ise öğrenci hücreleri ve eğitim mekânları bulunmaktadır.

Dört Eyvanlı Plan Nedir?

Eyvan, üç tarafı kapalı, bir tarafı avluya veya dış mekâna açık tonozlu mimari mekândır.

Dört eyvanlı medrese planında merkezi avlunun dört ana yönüne birer eyvan yerleştirilir.

Bu plan tipi İran ve Orta Asya mimarlık gelenekleriyle ilişkili olarak gelişmiş ve Büyük Selçuklular aracılığıyla Anadolu mimarisine taşınmıştır.

Anadolu Selçuklu döneminde bu sistem özellikle medrese mimarisinde son derece yaygın hâle gelmiştir.

Gök Medrese’nin Avlusu

Medresenin merkezi açık avlusu yaklaşık 24,25 × 14,50 metre ölçülerindedir.

Avlunun iki yanında revaklar bulunmaktadır.

Bu revaklar toplam yedi açıklıklı bir düzen gösterir.

Orta açıklıkların daha geniş tutulması, bunların arkasındaki yan eyvanları mimari olarak vurgulamaktadır.

Revakların arkasında öğrencilerin veya medrese görevlilerinin kullandığı hücreler bulunmaktadır.

Medrese Hücreleri

Medreseler yalnızca ders yapılan kurumlar değildi.

Aynı zamanda öğrencilerin konakladığı eğitim kompleksleriydi.

Gök Medrese’nin revaklarının arkasında yer alan hücreler sivri beşik tonozlarla örtülmüştür.

Bu odalar muhtemelen:

  • Öğrencilerin barınması,
  • Ders çalışması,
  • Medrese görevlilerinin kullanımı

gibi işlevlere sahipti.

Gök Medrese’nin Taçkapısı

Gök Medrese’nin en önemli mimari unsuru hiç şüphesiz anıtsal taçkapısıdır.

Medresenin ön cephesi yaklaşık 31,25 metre genişliğindedir ve taçkapı bu cephenin yaklaşık üçte birini kaplamaktadır.

Portal cephe yüzeyinden yaklaşık 1,80 metre öne taşar.

Minarelerle birlikte ön giriş kompozisyonunun yüksekliği yaklaşık 25 metreye ulaşmaktadır.

Bu oranlar, portalın yalnızca giriş işlevi görmediğini; yapının bütün ön cephesini belirleyen anıtsal merkez olduğunu gösterir.

Sivas Gök Medrese mermer taçkapısı
Gök Medrese’nin mermer taçkapısı, Anadolu Selçuklu taş süsleme sanatının en anıtsal örneklerinden biridir.

Görsel ve lisans bilgisi: Wikimedia Commons

Gök Medrese Taçkapısının Malzemesi

Portalın dikkat çekici özelliklerinden biri mermer malzemenin yoğun biçimde kullanılmasıdır.

Resmî Kültür Portalı kaydında Gök Medrese, mermer taçkapısıyla özellikle vurgulanmaktadır.

Mermerin açık renkli yüzeyi, derin oyulmuş süslemeler üzerinde güçlü bir ışık-gölge etkisi meydana getirir.

Güneşin geliş yönü değiştikçe:

  • Mukarnasların,
  • Geometrik örgülerin,
  • Bitkisel kabartmaların,
  • Taş bordürlerin

oluşturduğu gölgeler de değişir.

Böylece portal gün içerisinde farklı plastik görünümler kazanır.

Taçkapının Bezeme Programı

Gök Medrese’nin taçkapısı birkaç farklı süsleme bordürüyle çevrelenmiştir.

Bu bordürlerde geometrik ve bitkisel motifler birlikte kullanılır.

Süsleme yüzeyinde:

  • Geometrik geçmeler,
  • Çokgenler,
  • Yıldızlar,
  • Palmet benzeri bitkisel formlar,
  • Rumi karakterli kıvrımlar,
  • Mukarnaslar

bir araya gelir.

Bu düzen, Selçuklu mimarisinde sıkça görülen “sonsuzluk” etkisini güçlendiren bezeme anlayışıyla ilişkilidir.

Mukarnaslı Kavsaralar

Taçkapı ve cephede kullanılan en önemli mimari süsleme unsurlarından biri mukarnastır.

Mukarnas, küçük hücrelerin kademeli biçimde üst üste getirilmesiyle oluşan üç boyutlu bir geçiş ve bezeme sistemidir.

Selçuklu taçkapılarında mukarnas:

  • Giriş nişini derinleştirir,
  • Işık-gölge etkisini artırır,
  • Portale anıtsal bir görünüm kazandırır.

Gök Medrese’nin Çift Minareleri

Gök Medrese’nin şehir siluetindeki en belirgin unsurları çift minareleridir.

Minareler taçkapının iki yanında yükselerek portalı dikey yönde çerçeveler.

Bu düzen Anadolu Selçuklu mimarisinin özellikle 13. yüzyılda gelişen anıtsal cephe anlayışının en güçlü örneklerinden biridir.

Sivas Gök Medrese çift minareleri ve ön cephesi
Gök Medrese’nin taçkapısını iki yandan kuşatan çini bezemeli minareleri.

Görsel ve lisans bilgisi: Wikimedia Commons

Minarelerin Çini Süslemeleri

Minarelerde tuğla ve sırlı tuğla birlikte kullanılmıştır.

Firuze renkli çiniler, tuğlanın doğal rengiyle güçlü bir karşıtlık meydana getirir.

Minare gövdelerinde büyük eşkenar dörtgenler oluşturan geometrik düzenlemeler görülür.

Bu örgüler minarenin silindirik yüzeyini hareketlendirirken yukarı doğru yükselme etkisini de güçlendirir.

Neden Firuze Renk Kullanıldı?

Firuze, Anadolu Selçuklu çini sanatının en karakteristik renklerinden biridir.

Özellikle:

  • Konya Karatay Medresesi,
  • İnce Minareli Medrese,
  • Sivas Gök Medrese,
  • Selçuklu türbeleri ve kümbetleri

gibi yapılarda firuze ve lacivert tonların mimari yüzeylerde yoğun biçimde kullanıldığı görülür.

Firuze rengin taş ve tuğla yüzeylerle birleşmesi, yapıya hem renk hem de ışık açısından güçlü bir görünüm kazandırmaktadır.

Gök Medrese’de Hayat Ağacı Motifi

Gök Medrese bezeme programının en önemli sembolik unsurlarından biri hayat ağacı motifidir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı kaynakları, yapıda Selçuklu eserlerinde görülen en büyük hayat ağacı örneklerinden birinin bulunduğunu belirtmektedir.

Hayat ağacı yalnızca dekoratif bir bitki değildir.

Türk ve İslam sanatında farklı dönemlerde:

  • Hayat,
  • Süreklilik,
  • Bereket,
  • Sonsuzluk,
  • Gökyüzü ile yeryüzü arasındaki bağlantı

gibi anlamlarla ilişkilendirilmiştir.

Hayat Ağacının Kozmik Anlamı

Hayat ağacı farklı kültürlerde dünyanın merkezi veya evrenin ekseni olarak yorumlanan kozmik ağaç düşüncesiyle ilişkilendirilebilir.

Gök Medrese’deki hayat ağacı kompozisyonu da devlet, bilgi, güç, bereket ve sonsuzluk gibi kavramlarla ilişkilendirilen sembolik bir motif olarak değerlendirilir.

Gök Medrese’de Hayvan Figürleri

Gök Medrese’nin taş süslemelerinde yalnızca soyut ve bitkisel motifler bulunmaz.

Resmî kaynaklarda yapı üzerinde 12 farklı hayvan başı tasvirinin bulunduğu belirtilmektedir.

Figürlü süsleme Anadolu Selçuklu sanatının karakteristik özelliklerinden biridir.

Selçuklu sanatında hayvan figürleri:

  • Taş kabartmalarda,
  • Seramiklerde,
  • Maden eserlerde,
  • Sikkelerde,
  • Saray süslemelerinde

karşımıza çıkar.

Selçuklu Sanatında Hayvan Figürleri

Anadolu Selçuklu sanatında:

  • Aslan,
  • Kartal,
  • Ejder,
  • Kuş,
  • Fantastik hayvanlar

koruyuculuk, güç, hükümdarlık veya kozmolojik anlamlarla ilişkilendirilebilmiştir.

Bu nedenle Gök Medrese üzerindeki figürleri yalnızca süsleme olarak değil, dönemin sembolik dünyasının parçaları olarak değerlendirmek gerekir.

Sekiz Köşeli Yıldız Motifi

Medresenin ön cephesindeki önemli geometrik unsurlardan biri büyük sekiz köşeli yıldızlardır.

Sekiz köşeli yıldız Selçuklu süsleme sanatında çok sık kullanılan geometrik düzenlerden biridir.

Taş, çini, ahşap ve maden sanatında farklı biçimlerde karşımıza çıkar.

Geometrik sistem içerisinde yıldızlar birbirine bağlanan çokgenler ve şeritlerle sonsuza devam ediyormuş hissi veren kompozisyonlar meydana getirir.

Gök Medrese Çeşmesi

Taçkapının sol tarafında yapının özgün cephe kompozisyonuna dâhil edilmiş bir çeşme bulunmaktadır.

Çeşme:

  • Üç lüleli,
  • Üç dilimli kemerli,
  • Kitabeli,
  • Geometrik bordürlerle çevrili

bir düzenlemeye sahiptir.

Çeşmenin cephedeki varlığı ön yüzün kusursuz simetrisini kırmasına rağmen yapıya işlevsel ve görsel zenginlik kazandırır.

Giriş Eyvanı

Anıtsal taçkapıdan geçildiğinde ziyaretçi giriş eyvanına ulaşır.

Giriş eyvanının üzeri yıldız tonozla örtülmüştür.

Bu uygulama taş mimari içerisindeki geometrik düşüncenin yalnızca cephede değil örtü sistemlerinde de sürdürüldüğünü gösterir.

Gök Medrese Mescidi

Giriş eyvanının sağ tarafında medresenin mescidi bulunmaktadır.

Mescit kare planlıdır ve yaklaşık 5,20 × 5,20 metre ölçülerindedir.

Kare mekândan kubbeye geçiş Türk üçgenleri aracılığıyla sağlanmıştır.

Üst bölümde on altıgen kasnak ve bunun üzerinde yarım küre biçimli kubbe bulunur.

Türk Üçgeni Nedir?

Türk üçgeni, kare planlı bir mekândan kubbeye geçişi sağlayan geometrik mimari sistemlerden biridir.

Köşelerde oluşturulan üçgen yüzeyler sayesinde kare mekân kademeli biçimde çokgen plana dönüştürülür.

Bu sistem özellikle Türk-İslam mimarisinde kubbeli mekânların oluşturulmasında kullanılan önemli geçiş yöntemlerinden biridir.

Mescitteki Çini Mozaikler

Gök Medrese mescidi yapının en önemli çini süslemelerinden bazılarını barındırır.

Kubbe ve geçiş bölümlerinde:

  • Tuğla,
  • Firuze çini,
  • Koyu mavi çini,
  • Mor tonlu çiniler

birlikte kullanılmıştır.

Çini mozaik tekniği geometrik ve yazılı kompozisyonların oluşturulmasına imkân sağlamıştır.

Gök Medrese Mihrabı

Mescidin mihrap çevresi yapının en değerli süsleme alanlarından biridir.

Firuze, koyu mavi ve mor çinilerden meydana gelen bordürler mihrabı kuşatmaktadır.

Mihrabın çevresinde Kufi yazıyla Ayetel Kürsi yer almaktadır.

Bu durum Selçuklu mimarisinde:

  • Mimari,
  • Hat sanatı,
  • Geometri,
  • Çini

arasındaki bütünlüğü açık biçimde göstermektedir.

Çiçekli Kufi Yazı

Gök Medrese’de kullanılan yazı türlerinden biri çiçekli Kufi karakterli kompozisyonlardır.

Kufi yazının köşeli geometrik karakteri bitkisel uzantılarla zenginleştirilerek yazı ile süsleme arasındaki sınır ortadan kaldırılmıştır.

Böylece yazı yalnızca okunacak bir metin değil aynı zamanda mimari yüzeyin dekoratif unsuru hâline gelir.

Darü’l-Kurra Bölümü

Giriş eyvanının sol tarafındaki bölüm darü’l-kurra olarak tanımlanmaktadır.

Darü’l-kurra, Kur’an’ın doğru okunması ve kıraat ilminin öğretildiği eğitim mekânıdır.

Bu durum Gök Medrese’nin yalnızca genel eğitim verilen bir kurum değil, farklı uzmanlık alanlarına ayrılmış kapsamlı bir eğitim merkezi olduğunu göstermektedir.

Gök Medrese’de Hangi Dersler Veriliyordu?

Selçuklu medreselerinde eğitim programı kurumun vakfiyesine ve uzmanlık alanına göre değişebilirdi.

Genel olarak:

  • Fıkıh,
  • Tefsir,
  • Hadis,
  • Kur’an ilimleri,
  • Dil ve gramer

gibi dini ilimler okutulabiliyordu.

Kültür Portalı, Gök Medrese’de dini bilimlerin dışında astronomi eğitiminin de verildiğini belirtmektedir.

Astronomi Eğitimi

Orta Çağ İslam dünyasında astronomi yalnızca gökyüzünü incelemeye yönelik teorik bir bilim değildi.

Astronominin:

  • Takvim oluşturma,
  • Namaz vakitlerinin belirlenmesi,
  • Kıble yönünün hesaplanması,
  • Coğrafya ve matematik

ile doğrudan ilişkisi bulunuyordu.

Bu nedenle astronominin medrese eğitiminde yer alması dönemin bilim anlayışı açısından önemlidir.

Gök Medrese’nin İç Mekânı

Medreseye anıtsal ve yoğun bezemeli bir cepheden girilmesine rağmen iç mekânda mimari daha işlevsel bir düzene dönüşür.

Avlu, revaklar, eyvanlar ve öğrenci hücreleri eğitimin günlük kullanımına göre şekillenmiştir.

Sivas Gök Medrese iç mekânı ve çini kalıntıları
Gök Medrese iç mekânında görülen mimari ve çini süsleme kalıntıları.

Görsel ve lisans bilgisi: Wikimedia Commons

Gök Medrese’nin Ana Eyvanı

Açık avlulu dört eyvanlı medrese planında girişin karşısındaki doğu eyvanı genellikle ana eyvan olarak düzenlenmektedir.

Gök Medrese’nin doğudaki özgün ana eyvanı zaman içerisinde yıkılmıştır.

Daha sonraki dönemde Müftü Seyyid Abdullah Efendi tarafından ahşap bir düzenlemeyle yeniden oluşturulduğu belirtilmektedir.

Bu durum yapının yüzyıllar boyunca geçirdiği değişikliklerin önemli örneklerinden biridir.

Gök Medrese’de Taş ve Çininin Birlikte Kullanımı

Gök Medrese’nin sanat tarihi açısından en değerli özelliklerinden biri farklı malzemelerin tek kompozisyonda dengelenmesidir.

Yapıda:

  • Mermer,
  • Kesme taş,
  • Tuğla,
  • Sırlı tuğla,
  • Çini

bir arada kullanılmıştır.

Taçkapıda taş plastisitesi ön plana çıkarken minarelerde renk ve geometrik örgü etkisi belirginleşir.

İç mekânda ise çini mozaikler ve tuğla düzenlemeleri daha baskın hâle gelir.

Taş Süsleme ile Çini Süsleme Arasındaki Fark

Taş süsleme daha çok:

  • Derinlik,
  • Kabartma,
  • Işık-gölge

üzerinden etkisini gösterirken çini:

  • Renk,
  • Parlaklık,
  • Yüzey geometrisi

ile mimariye katkıda bulunur.

Gök Medrese bu iki sanat anlayışını aynı yapıda son derece başarılı biçimde birleştirmiştir.

Gök Medrese Cephesinde Simetri

Ön cephede genel olarak güçlü bir simetri anlayışı bulunmaktadır.

Merkezde taçkapı, iki yanında minareler ve pencereler yer alır.

Bununla birlikte sol tarafta bulunan çeşme bu mutlak simetriyi bilinçli veya işlevsel biçimde kırmaktadır.

Bu küçük asimetri cephenin durağan görünmesini engeller ve yapıya hareket kazandırır.

Pencereler

Taçkapının iki yanında bulunan pencereler hem cephe kompozisyonuna hem de iç mekânın aydınlatılmasına katkıda bulunur.

Pencereler mukarnaslı kavsaralarla zenginleştirilmiştir.

Böylece cephedeki işlevsel açıklıklar da süsleme programının parçası hâline getirilmiştir.

Gök Medrese Neden Anadolu Selçuklu Mimarisinin Önemli Bir Eseridir?

Gök Medrese’nin önemi yalnızca çok süslü bir cepheye sahip olmasından kaynaklanmaz.

Yapı:

  • Anıtsal cephe tasarımı,
  • Çift minare sistemi,
  • Mermer taçkapısı,
  • Firuze çinileri,
  • Figürlü taş süslemeleri,
  • Hayat ağacı,
  • Dört eyvanlı planı,
  • Mescit ve darü’l-kurra birimleri

sayesinde 13. yüzyıl Anadolu’sunun mimari ve kültürel dünyasını tek yapı üzerinde bir araya getirir.

Gök Medrese ve Çifte Minareli Cephe Geleneği

Anadolu Selçuklu mimarisinde bazı anıtsal yapılarda taçkapının iki yanında yükselen çift minareli cephe düzeni kullanılmıştır.

Bu uygulama özellikle medrese cephelerinde yapıya son derece güçlü bir dikey vurgu kazandırır.

Sivas Gök Medrese bu geleneğin günümüze ulaşan önemli örneklerinden biridir.

Benzer anıtsallığı Erzurum’daki Çifte Minareli Medrese’de de görmek mümkündür.

Sivas Neden Bu Kadar Çok Medreseye Sahip?

Sivas, Anadolu Selçuklu döneminde önemli bir yönetim, ticaret ve eğitim merkeziydi.

Anadolu’yu doğu-batı yönünde geçen ticaret yolları üzerinde bulunması kentin ekonomik ve stratejik önemini artırmıştır.

13. yüzyılda kentte birbirine yakın tarihlerde çok sayıda büyük medrese inşa edilmesi, Sivas’ın dönemin bilim ve eğitim merkezlerinden biri olduğunu göstermektedir.

1271 Yılında Sivas’ta Mimari Patlama

1271 yılı Sivas mimarlığı açısından özellikle dikkat çekicidir.

Gök Medrese’nin yanı sıra kentteki başka büyük eğitim yapıları da 13. yüzyılın aynı güçlü mimarlık ortamının ürünüdür.

Bu yapıların aynı kentte yoğunlaşması, farklı banilerin mimari üzerinden prestij ve görünürlük oluşturduğu bir ortam bulunduğunu düşündürmektedir.

Gök Medrese’nin Restorasyonu

Gök Medrese yaklaşık 750 yıllık tarihi boyunca doğal koşullar, depremler, malzeme kaybı ve kullanım değişikliklerinden etkilenmiştir.

Özellikle çiniler ve bazı mimari bölümler zaman içerisinde önemli ölçüde zarar görmüştür.

Yapı uzun yıllar süren kapsamlı bir restorasyondan geçirilmiştir.

2021 Restorasyonu

Resmî Kültür Portalı kayıtlarına göre restorasyon çalışmaları 2021 yılında tamamlanmıştır.

Restorasyonun ardından yapı Gök Medrese Vakıf Müzesi olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Böylece medrese yalnızca dışarıdan görülebilen tarihî bir yapı olmaktan çıkarak ziyaretçilerin Selçuklu ve vakıf kültürünü daha yakından inceleyebildiği bir müze işlevi kazanmıştır.

Gök Medrese Vakıf Müzesi

Günümüzde yapı Gök Medrese Vakıf Müzesi adıyla hizmet vermektedir.

Müze kullanımı, medrese mimarisinin yanı sıra vakıf kültürünü ve tarihî eserleri ziyaretçilere aktarmayı amaçlamaktadır.

Yapının medrese işlevinden müze kullanımına geçmesi aynı zamanda tarihî mimarinin çağdaş koruma yaklaşımı içerisinde yeniden değerlendirilmesinin bir örneğidir.

Gök Medrese UNESCO Dünya Mirası mı?

Gök Medrese henüz UNESCO’nun kesin Dünya Mirası Listesi’nde bağımsız bir miras alanı değildir.

Bununla birlikte Sivas, Konya, Kayseri, Erzurum ve Kırşehir’de bulunan önemli Selçuklu medreseleriyle birlikte “Anadolu Selçuklu Medreseleri” başlığı altında 2014 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dâhil edilmiştir.

Bu ayrım önemlidir.

“UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi” ile kesin Dünya Mirası Listesi aynı şey değildir.

Gök Medrese’nin Sanat Tarihindeki Yeri

Gök Medrese, Anadolu Selçuklu sanatında mimarinin yalnızca taşıyıcı ve işlevsel bir sistem olarak görülmediğini gösterir.

Yapıda cephe başlı başına bir sanat yüzeyine dönüşür.

Mermer portalın taş kabartmalarıyla minarelerin firuze çinileri yan yana geldiğinde:

  • Kütle ile renk,
  • Taş ile seramik,
  • Geometri ile bitkisel bezeme,
  • Mimari ile sembolizm

aynı kompozisyonda birleşir.

Gök Medrese’yi Benzersiz Yapan 10 Özellik

  1. 1271 tarihli Anadolu Selçuklu yapısı olması.
  2. Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından yaptırılması.
  3. Mimar Kaluyan tarafından tasarlanması.
  4. Anıtsal mermer taçkapısı.
  5. Taçkapıyı çevreleyen çift minareleri.
  6. Firuze çinilerin yoğun kullanımı.
  7. Hayat ağacı motifleri.
  8. Figürlü hayvan başı bezemeleri.
  9. Açık avlulu, dört eyvanlı ve iki katlı planı.
  10. Taş ve çini sanatını aynı cephede bütünleştirmesi.

Gök Medrese Hakkında Sık Sorulan Sorular

Sivas Gök Medrese ne zaman yapıldı?

Gök Medrese 1271 yılında Anadolu Selçuklu döneminde inşa edilmiştir.

Gök Medrese’yi kim yaptırdı?

Yapıyı Selçuklu veziri Sahip Ata Fahreddin Ali yaptırmıştır.

Gök Medrese’nin mimarı kimdir?

Medresenin mimarı Kaluyan’dır.

Neden Gök Medrese deniliyor?

Özellikle mescit, eyvanlar ve minarelerde kullanılan firuze-mavi renkli çiniler yapının “Gök Medrese” adıyla anılmasına neden olmuştur.

Gök Medrese hangi döneme ait?

13. yüzyıl Anadolu Selçuklu dönemine aittir.

Gök Medrese’nin planı nasıldır?

Açık avlulu, dört eyvanlı ve iki katlı medrese planına sahiptir.

Gök Medrese’de kaç minare var?

Taçkapının iki yanında yükselen iki minaresi bulunmaktadır.

Gök Medrese’nin taçkapısı neden önemli?

Anıtsal boyutları, mermer malzemesi, derin taş işçiliği, mukarnasları, geometrik ve bitkisel süslemeleri nedeniyle Anadolu Selçuklu portal mimarisinin en önemli örneklerinden biridir.

Gök Medrese’de hayat ağacı var mı?

Evet. Hayat ağacı yapının önemli sembolik taş süsleme unsurlarından biridir.

Gök Medrese’de hayvan figürleri bulunuyor mu?

Evet. Resmî kaynaklarda yapıda 12 tür hayvan başı tasvirinin bulunduğu belirtilmektedir.

Gök Medrese UNESCO Dünya Mirası mı?

Kesin Dünya Mirası Listesi’nde değildir. 2014 yılından beri diğer önemli Anadolu Selçuklu medreseleriyle birlikte UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ndedir.

Gök Medrese günümüzde ne olarak kullanılıyor?

2021 yılında tamamlanan restorasyonun ardından Gök Medrese Vakıf Müzesi olarak hizmet vermektedir.

Sonuç

Sivas Gök Medrese, Anadolu Selçuklu mimarisinin taş, tuğla ve çiniyi aynı mimari kompozisyonda bir araya getirme becerisinin en etkileyici örneklerinden biridir.

1271 yılında Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından Mimar Kaluyan’a yaptırılan eser, yalnızca bir eğitim yapısı değildir.

Anıtsal mermer taçkapısı, firuze çinilerle bezenmiş çift minaresi, hayat ağacı tasvirleri, figürlü kabartmaları, sekiz köşeli yıldızları ve geometrik bezemeleri medreseyi büyük bir mimari temsil yapısına dönüştürmektedir.

İç mekânda ise açık avlu, eyvanlar, öğrenci hücreleri, mescit ve darü’l-kurra gibi farklı işlevler bir araya gelerek dönemin eğitim sisteminin mimariye nasıl yansıdığını göstermektedir.

Özellikle çini süslemeli mescidi, Kufi yazıları ve geometrik kubbe geçişleri Gök Medrese’nin yalnızca dış cephesinin değil, iç mimarisinin de son derece zengin olduğunu ortaya koyar.

Bugün Vakıf Müzesi olarak varlığını sürdüren Gök Medrese, yaklaşık 750 yıl sonra dahi Sivas’ın şehir siluetinde Selçuklu sanatının en güçlü simgelerinden biri olmaya devam etmektedir.

Kaynakça

Yazar Hakkında

Benzer Yazılar

Bir Cevap Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.

0/30 karakter