Arkeolog, sanat tarihçisi, müze araştırmacısı ve bu mesleklere sahip uzman kadrolarında görev yapan kamu personelinin yıllardır devam eden özlük hakları mücadelesinde dikkat çekici bir tartışma yaşanıyor.
Meslek mensupları, çözüm bekleyen sorunların hangi sendikanın hanesine yazılacağından çok, hangi somut adımlarla ve hangi takvimle çözüleceğinin konuşulmasını istiyor.
Farklı sendikal yapılardan temsilcilerin ve sendikasız meslek mensuplarının bir arada bulunduğu mücadele zemininde temel soru giderek daha açık biçimde ifade ediliyor:
“Bu sorunu kim çözecek?” değil, “Bu sorunu nasıl çözeceğiz?”
Meslek mensuplarına göre yıllardır devam eden sorunların çözümünde sendikal rekabetin ötesine geçilmesi gerekiyor. Yetkili sendikanın toplu sözleşme ve siyasi temas gücünü, diğer sendikaların hukuki mücadele, kamuoyu oluşturma, milletvekillerine erişim ve kurumsal temas imkânlarını; meslek örgütlerinin ise bilimsel ve mesleki birikimini aynı hedef doğrultusunda kullanması isteniyor.
Tartışmalarda öne çıkan ortak yaklaşım şu şekilde ifade ediliyor:
“Bir sendikanın ulaşamadığı yere diğeri ulaşabilir. Bir yapının açamadığı kapıyı başka bir yapı açabilir. Bir sendika siyasi temas kurarken diğeri hukuki süreç yürütebilir, bir başkası kamuoyu oluşturabilir. Önemli olan kazanımın kimin hanesine yazılacağı değil, yıllardır devam eden mağduriyetin sona ermesidir.”
Meslek mensupları, sendikaların birbirlerini “yetkili-yetkisiz”, “etkili-etkisiz” tartışmaları üzerinden değerlendirmesinin ortak mücadele zeminine zarar verebileceğini düşünüyor. Beklenti ise oldukça açık: Sendikalardan propaganda veya karşılıklı üstünlük tartışması değil; yapılan görüşmelerin, hazırlanan hukuki girişimlerin, siyasi temasların ve izlenecek yol haritasının paylaşılması.
Özellikle son dönemde gündeme gelen kanun teklifi, kültürel miras alanında görev yapan personel açısından önemli bir fırsat olarak değerlendiriliyor. Meslek mensupları, yıllardır hazırlık süreçleri devam eden ek gösterge ve özel hizmet tazminatı düzenlemesinin yasama sürecine dâhil edilmesi için bütün yapıların kendi imkânları ölçüsünde harekete geçmesini istiyor.
Çağrının merkezinde ise şu anlayış bulunuyor:
Yetkili olan yetkisini kullansın.
Siyasi bağlantısı olan kapıları açsın.
Hukuki gücü olan dava ve mevzuat yollarını araştırsın.
Meslek örgütleri bilimsel ve teknik gerekçeyi güçlendirsin.
Milletvekillerine ulaşabilenler yasama sürecini harekete geçirsin.
Meslektaşlar ise demokratik ve hukuki yollarla taleplerini görünür kılsın.
Kültürel miras alanında görev yapan meslek mensupları, yıllardır devam eden mağduriyetin sendikal rekabetin konusu değil, ortak çözümün konusu olması gerektiğini vurguluyor.
Mesajları ise net:
“Kim çözerse teşekkür ederiz. Birlikte çözersek hep birlikte kazanırız. Artık ‘Kim çözecek?’ tartışmasını değil, ‘Nasıl çözeceğiz ve ilk somut adımı ne zaman atacağız?’ sorusunu konuşmak istiyoruz.”
#KulturelMirasUzmaninaAdalet
Bir Cevap Yaz
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.