Erzurum Çifte Minareli Medrese: Tarihi, Mimarisi ve Taş Süslemeleri

Erzurum Çifte Minareli Medrese’nin tarihi, mimarisi, taçkapısı, çift başlı kartalı, hayat ağacı, minareleri ve Selçuklu taş süslemelerini keşfedin.

Google News Google News Sesli oku Yazıyı beğen Favorilere Ekle 0 Yorumlar
Daha fazla

Erzurum Çifte Minareli Medrese: Tarihi, Mimarisi ve Taş Süslemeleri

Erzurum Çifte Minareli Medrese, Anadolu Orta Çağ mimarisinin en görkemli eğitim yapılarından biri ve Erzurum’un en güçlü tarihî simgelerinden biridir.

Şehir merkezinde, Erzurum Kalesi ve Ulu Camii yakınında yükselen yapı; devasa taçkapısı, iki minaresi, açık avlulu dört eyvanlı planı, taş kabartmaları, hayat ağacı, ejder ve çift başlı kartal tasvirleriyle Anadolu Türk-İslam sanatının en dikkat çekici eserlerinden biridir.

Medresenin yapım kitabesi günümüze ulaşmadığı için kesin inşa tarihi, mimarı ve banisi bilinmemektedir. Bununla birlikte mimari ve süsleme özellikleri nedeniyle yapı genel olarak 13. yüzyılın sonlarına tarihlendirilmektedir.

Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubad’ın kızı Hundi Hatun veya İlhanlı hanedanından Padişah Hatun tarafından yaptırılmış olabileceği ileri sürüldüğünden yapı kaynaklarda Hatuniye Medresesi adıyla da geçmektedir.

Çifte Minareli Medrese’yi özel kılan en önemli unsur ise mimarisi ile süslemesinin birbirinden ayrı düşünülememesidir. Özellikle kuzey cephesindeki anıtsal taçkapı; bitkisel bezemeler, geometrik yüzeyler, hayat ağacı, ejderler ve çift başlı kartal kompozisyonuyla adeta büyük bir taş pano hâline dönüşmektedir.

Erzurum Çifte Minareli Medrese genel görünümü
Erzurum Çifte Minareli Medrese’nin anıtsal ön cephesi, iki minaresi ve taçkapısı.

Görsel ve lisans bilgileri: Wikimedia Commons

Erzurum Çifte Minareli Medrese Nerede?

Çifte Minareli Medrese, Erzurum’un merkez ilçesi Yakutiye sınırları içerisinde, tarihî kent merkezinde bulunmaktadır.

Yapı, Erzurum’un tarihî çekirdeğini oluşturan:

  • Erzurum Kalesi,
  • Ulu Camii,
  • Üç Kümbetler,
  • Yakutiye Medresesi

gibi önemli mimari eserlerle aynı tarihî çevre içerisinde yer almaktadır.

Medresenin batısında Ulu Camii, kuzeyinde Erzurum Kalesi ve surları bulunmaktadır. Bu konum, yapının Orta Çağ kent dokusundaki merkezi rolünü açık biçimde göstermektedir.

Çifte Minareli Medrese Ne Zaman Yapıldı?

Çifte Minareli Medrese üzerinde yapım tarihini kesin olarak belirleyen bir kitabe bulunmamaktadır.

Bu nedenle yapının tarihlendirilmesi mimari özellikleri, süsleme programı ve dönemin siyasi tarihi üzerinden yapılmaktadır.

Kültür ve Turizm Bakanlığı kaynaklarında medresenin genel olarak 13. yüzyılın sonlarında inşa edildiği kabul edilmektedir.

Dolayısıyla medrese için kesin bir yıl vermek yerine “13. yüzyılın ikinci yarısı” veya “13. yüzyılın sonları” şeklinde bir tarihlendirme kullanmak daha doğru olacaktır.

Çifte Minareli Medrese’yi Kim Yaptırdı?

Yapının banisi kesin olarak bilinmemektedir.

Bu konuda iki önemli görüş bulunmaktadır.

Medresenin:

  • Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubad’ın kızı Hundi Hatun,
  • veya İlhanlı hanedanına mensup Padişah Hatun

tarafından yaptırılmış olabileceği düşünülmektedir.

Bu nedenle yapı tarihî kaynaklarda ve halk arasında zaman zaman Hatuniye Medresesi adıyla anılmaktadır.

Neden Hatuniye Medresesi Deniliyor?

“Hatuniye” adı, yapının bir kadın baniyle ilişkilendirilmesinden kaynaklanmaktadır.

Anadolu Türk-İslam mimarisinde kadın banilerin cami, medrese, darüşşifa ve türbe gibi yapılar yaptırdığı çok sayıda örnek bulunmaktadır.

Ancak Çifte Minareli Medrese özelinde Hundi Hatun veya Padişah Hatun isimlerinden hangisinin kesin bani olduğunu kanıtlayan bir yapım kitabesi bulunmadığından bu bilgiler ihtiyatlı biçimde değerlendirilmelidir.

Çifte Minareli Medrese Hangi Devlete Ait?

Yapı genel olarak Selçuklu mimari geleneği içerisinde değerlendirilmektedir.

Bununla birlikte 13. yüzyılın ikinci yarısında Anadolu Selçuklu Devleti İlhanlı baskısı ve etkisi altındaydı.

Bu nedenle medresenin mimarisi Anadolu Selçuklu geleneğini devam ettirirken dönemin İlhanlı siyasi ortamından tamamen bağımsız düşünülmemelidir.

Çifte Minareli Medrese’nin Planı

Çifte Minareli Medrese yaklaşık 35 × 46–48 metre boyutlarında dikdörtgen bir alan üzerine kurulmuştur.

Yapı:

  • İki katlı,
  • Açık avlulu,
  • Dört eyvanlı,
  • Revaklı

klasik Anadolu Selçuklu medrese planına sahiptir.

Merkezde yaklaşık 26 × 10 metre ölçülerinde dikdörtgen bir avlu bulunur.

Avlu çevresindeki revakların arkasında öğrenci ve öğretmen hücreleri sıralanmaktadır.

Açık Avlulu Medrese Nedir?

Açık avlulu medreselerde yapının merkezinde üzeri örtülmemiş bir avlu bulunur.

Derslikler, eyvanlar ve öğrenci odaları bu merkezi avlunun çevresinde düzenlenir.

Bu plan sistemi özellikle Anadolu’nun daha ılıman bölgelerinde yaygın olmakla birlikte Erzurum gibi sert iklime sahip kentlerde de anıtsal örnekleri bulunmaktadır.

Dört Eyvanlı Plan Nedir?

Eyvan, üç tarafı kapalı, bir tarafı avluya açık ve çoğunlukla tonozla örtülü büyük mimari hacimdir.

Dört eyvanlı medrese sisteminde avlunun dört ana yönünde birer eyvan yer alır.

Bu düzen Büyük Selçuklu mimarisinden Anadolu’ya ulaşmış ve Anadolu Selçuklu medreselerinde karakteristik bir plan tipine dönüşmüştür.

Medresenin Avlusu

Çifte Minareli Medrese’nin merkezindeki avlu dört yönden mimari mekânlarla kuşatılmıştır.

Avlu çevresindeki iki katlı revaklar sivri kemerlerle birbirine bağlanan güçlü taş sütunlar üzerine oturur.

Bu düzen yapının iç mekânında güçlü bir ritim meydana getirir.

Avlu yalnızca dolaşım alanı değildir.

Aynı zamanda:

  • Öğrencilerin bir araya geldiği,
  • Mekânlara dağıldığı,
  • Işık ve havanın yapı içerisine ulaştığı

merkezi yaşam alanıdır.

Medresede Kaç Oda Var?

Resmî Kültür Portalı kayıtlarında medresenin zemin katında 19, üst katta ise 18 oda bulunduğu belirtilmektedir.

Bu odaların büyük bölümü öğrencilerin ve medrese görevlilerinin kullanımıyla ilişkilendirilmektedir.

Batı ve doğu kanatlarında revaklara açılan hücreler bulunmaktadır.

Odaların üzeri büyük ölçüde beşik tonozlarla örtülmüş ve küçük pencere açıklıklarıyla aydınlatılmıştır.

Çifte Minareli Medrese’nin Taçkapısı

Yapının en dikkat çekici bölümü kuzey cephesindeki anıtsal taçkapıdır.

Taçkapı dışa doğru güçlü biçimde taşırılmış ve ön cephenin yaklaşık üçte birini kaplayacak ölçüde büyük tasarlanmıştır.

Anadolu Selçuklu mimarisinde taçkapı yalnızca yapıya giriş sağlayan kapı değildir.

Aynı zamanda:

  • Baninin gücünü,
  • Yapının işlevini,
  • Taş işçiliğinin seviyesini,
  • Sembolik anlatıları

taşıyan anıtsal bir mimari yüzeydir.

Erzurum Çifte Minareli Medrese taçkapısı ve taş süslemeleri
Çifte Minareli Medrese’nin taçkapısında derin taş oyma, bitkisel bezeme ve figürlü kompozisyonlar bir araya gelmektedir.

Görsel ve lisans bilgileri: Wikimedia Commons

Taçkapıdaki Taş İşçiliği

Çifte Minareli Medrese’nin portalı, Anadolu Selçuklu taş işçiliğinin en etkileyici örneklerinden biridir.

Taş yüzeyde farklı derinliklerde oyulan motifler sayesinde güçlü bir ışık-gölge etkisi meydana gelir.

Portal çevresinde:

  • Palmetler,
  • Rumiler,
  • Kıvrık dallar,
  • Geometrik örgüler,
  • Mukarnaslar,
  • Figürlü kabartmalar

bir arada kullanılmıştır.

Rumi Motifi

Rumi, Türk-İslam süsleme sanatının temel motiflerinden biridir.

Genellikle stilize edilmiş hayvansal veya bitkisel kökenli kıvrımlı biçimler hâlinde karşımıza çıkar.

Çifte Minareli Medrese’de rumi motifleri palmet ve kıvrık dallarla birleşerek portal çevresinde sürekli akan bir bezeme meydana getirir.

Palmet Motifi

Palmet, yelpaze biçiminde açılan stilize bir bitkisel motif olarak antik dönemden İslam sanatına uzanan geniş bir kullanım alanına sahiptir.

Anadolu Selçuklu sanatında palmet çoğu zaman rumi ve kıvrık dallarla birlikte kullanılmıştır.

Çifte Minareli Medrese portalındaki palmet-rumi birlikteliği süsleme yüzeyine güçlü bir ritim kazandırmaktadır.

Hayat Ağacı Motifi

Taçkapının en önemli sembolik tasvirlerinden biri hayat ağacıdır.

Hayat ağacı Türk ve İslam sanatında:

  • Yaşam,
  • Bereket,
  • Süreklilik,
  • Ölümsüzlük,
  • Gökyüzü ile yeryüzü arasındaki bağ

gibi kavramlarla ilişkilendirilmiştir.

Çifte Minareli Medrese’de bu motif yalnız başına kullanılmamış, hayvan figürleriyle birleşen büyük bir sembolik kompozisyonun parçası hâline gelmiştir.

Çift Başlı Kartal Motifi

Taçkapının batı tarafındaki taş panoda çift başlı kartal tasviri bulunmaktadır.

Çift başlı kartal Anadolu Selçuklu sanatının en tanınmış hükümdarlık ve güç sembollerinden biridir.

Motif:

  • Taş kabartmalarda,
  • Saray süslemelerinde,
  • Sikkelerde,
  • Maden eserlerde

karşımıza çıkar.

Çifte Minareli Medrese’de kartal, hayat ağacı ve ejder-yılan benzeri figürlerle aynı sembolik düzen içerisinde değerlendirilir.

Ejder ve Yılan Figürleri

Portal üzerindeki en sıra dışı figürlerden biri ağzı açık biçimde tasvir edilmiş iki ejder veya yılan figürüdür.

Orta Çağ Türk sanatında ejder:

  • Koruyuculuk,
  • Güç,
  • Kozmik düzen,
  • Yer ve gök ilişkisi

gibi farklı sembolik anlamlarla ilişkilendirilebilmiştir.

Ancak bu sembollerin tek bir sabit anlama sahip olduğunu söylemek doğru değildir.

Orta Çağ figürlü sanatında aynı motif farklı yapılarda farklı anlam katmanlarına sahip olabilir.

Taçkapının İki Tarafı Neden Aynı Değil?

Çifte Minareli Medrese portalının dikkat çekici özelliklerinden biri iki yandaki süsleme panolarının tam anlamıyla simetrik olmamasıdır.

Batı tarafta hayat ağacı, çift başlı kartal ve ejder-yılan figürleri görülürken doğudaki karşılık gelen yüzeyde aynı kompozisyon tamamlanmış değildir.

Resmî kaynaklarda doğu taraftaki kompozisyonda yaprak ve kartal işlemesinin bulunmadığı belirtilmektedir.

Bu durum yapının bazı bezeme bölümlerinin tamamlanmamış olabileceği düşüncesini gündeme getirmiştir.

Çifte Minareli Medrese Tamamlanmadan mı Kaldı?

Yapının bazı süslemelerinin eksik görünmesi nedeniyle medresenin inşa veya bezeme programının bütünüyle tamamlanamamış olabileceği ileri sürülmektedir.

Ancak bunu kesin olarak kanıtlayan bir yapım belgesi bulunmamaktadır.

Dolayısıyla “yarım kaldı” ifadesinden ziyade, bazı bezeme alanlarının bitirilmediğini düşündüren mimari izler bulunduğunu söylemek daha doğru olacaktır.

Çifte Minareli Medrese’nin Minareleri

Medresenin adını aldığı iki minare taçkapının iki yanında yükselir.

Minareler taş kaideler üzerinde yükselen tuğla gövdelerden meydana gelmektedir.

Gövde bölümleri 16 dilimli olarak düzenlenmiştir.

Minarelerde taş mimarinin ağır kütlesiyle tuğla ve çininin renkli yüzeyi arasında güçlü bir malzeme karşıtlığı oluşur.

Minarelerin Yüksekliği

Kültür ve Turizm Bakanlığı kayıtlarında minarelerin yaklaşık 26 metre yüksekliğinde olduğu belirtilmektedir.

Minareler taçkapıyı dikey biçimde çerçeveleyerek yapının uzaktan algılanmasını sağlayan en önemli mimari unsurlardır.

Minarelerde Kullanılan Çini Teknikleri

Minarelerde yalnızca tek tip süsleme tekniği kullanılmamıştır.

Resmî envanter kayıtlarında:

  • Çini mozaik,
  • Tuğlalı çini mozaik,
  • Rölyef tuğlalı çini mozaik,
  • Sahte çini mozaik

gibi farklı tekniklerden söz edilmektedir.

Bu çeşitlilik, minare yüzeylerine uzaktan dahi algılanabilen zengin bir geometrik doku kazandırmaktadır.

Çifte Minareli Medrese tuğla ve turkuaz çini bezemeli minaresi
Taş kaideler üzerinde yükselen tuğla minarelerde geometrik çini bezemeler dikkat çeker.

Görsel ve lisans bilgileri: Wikimedia Commons

Minarelerdeki Turkuaz Çini

Anadolu Selçuklu mimarisinin en karakteristik renklerinden biri turkuaz veya firuzedir.

Çifte Minareli Medrese’de de turkuaz çini, tuğlanın kızıl-kahverengi tonuyla güçlü bir kontrast meydana getirir.

Bu renk birlikteliği özellikle güneş ışığı altında minarelerin geometrik örgüsünü daha görünür hâle getirir.

Minarelerde “Allah” Yazısı

Minarelerin dekorasyonunda bulunan turkuaz renkli panolardan birinin içerisinde Arapça “Allah” yazısı bulunmaktadır.

Böylece geometrik çini süslemesi ile hat sanatı aynı mimari yüzeyde birleşmektedir.

Tuğla Neden Minarelerde Kullanıldı?

Taş ana kütlenin üzerinde tuğla minare kullanılması yalnızca estetik bir tercih değildir.

Tuğla:

  • Taşa göre daha hafiftir,
  • Silindirik gövde oluşturmayı kolaylaştırır,
  • Geometrik yüzey düzenlemelerine uygundur,
  • Çiniyle birlikte kullanılabilir.

Bu nedenle Anadolu Selçuklu ve İran-Orta Asya mimarisinde minarelerde tuğla son derece yaygın bir malzemedir.

Medresenin Mescidi

Taçkapıdan geçildikten sonra girişin batı tarafındaki kare planlı mekânın mescit olarak kullanıldığı kabul edilmektedir.

Medrese içerisinde mescit bulunması eğitim ile ibadetin aynı mimari bütün içerisinde birleştiğini gösterir.

Orta Çağ medreselerinde öğrencilerin yalnızca ders gördüğü değil, dini ve gündelik yaşamlarını da sürdürdüğü düşünüldüğünde bu düzen son derece işlevseldir.

Medresenin Ana Eyvanı

Avlunun güney yönünde bulunan ana eyvan yapının en önemli iç mekânlarından biridir.

Ana eyvan ders, toplantı veya temsil işlevleriyle ilişkilendirilebilecek büyük ölçekli bir hacimdir.

Bugün güney eyvanının bazı bölümleri yıkılmış olmakla birlikte yan duvarlar ve kemer kalıntıları yapının özgün düzeni hakkında bilgi vermektedir.

Doğu ve Batı Eyvanları

Doğu ve batı eyvanları iki kat yüksekliğinde düzenlenmiştir.

Bu eyvanlarda tonoz ve mukarnaslı örtü çözümleri kullanılmıştır.

Özellikle doğu eyvanındaki mukarnaslı kubbe düzeni, iç mimaride süsleme ile taşıyıcı sistemin birlikte ele alındığını göstermektedir.

Revaklar

Avlu çevresindeki revaklar yapının iç mekân kompozisyonuna ritim kazandırır.

İki katlı revaklar büyük eyvanlarla kesilir.

Sivri kemerler güçlü taş sütunları birbirine bağlar.

Bu düzen, ziyaretçinin avluya girdiğinde bütün cepheleri aynı anda algılamasına imkân verir.

Medrese Hücreleri Nasıl Aydınlatılıyordu?

Öğrenci odaları büyük pencere açıklıklarına sahip değildir.

Hücreler genellikle kapıların üzerindeki küçük pencere açıklıkları aracılığıyla ışık almaktadır.

Bu durum kalın taş duvarlı Orta Çağ eğitim yapılarında sık karşılaşılan bir uygulamadır.

Medresenin Kümbeti

Çifte Minareli Medrese’nin güney bölümünde ana eyvanla bağlantılı büyük bir kümbet bulunmaktadır.

Bu yapı kompleksin yalnızca eğitim amacı taşımadığını, aynı zamanda bir anıt mezar işlevine de sahip olduğunu gösterir.

Kültür Portalı’nda kümbetin, çağdaş Anadolu örnekleri arasında büyük ölçüsüyle dikkat çektiği belirtilmektedir.

Kümbetin Planı

Kümbetin dış gövdesi on iki köşelidir.

Dışarıdan konik külahla sonlanan yapı, içeriden kubbe ile örtülmüştür.

Gövde yüzeyleri kaval silmelerle bölümlere ayrılmıştır.

Saçak seviyesinde farklı süsleme şeritleri kullanılmıştır.

Erzurum Çifte Minareli Medrese açık avlusu ve eyvanları
Medresenin açık avlusu, revakları ve iki katlı eğitim mekânları.

Görsel ve lisans bilgileri: Wikimedia Commons

Mumyalık Nedir?

Anadolu Türk kümbetlerinde yapı çoğunlukla iki katlıdır.

Üst bölüm ziyaret ve dua mekânı olarak kullanılırken alt bölümde gerçek mezarların bulunduğu cenazelik veya mumyalık yer alır.

Çifte Minareli Medrese kümbetinin alt bölümüne ana eyvanın sonundan bir merdivenle ulaşılmaktadır.

Resmî envanter kaydında mumyalık içerisinde iki lahit bulunduğu belirtilmektedir.

Kümbette Kim Yatıyor?

Kümbette bulunan mezarların kime ait olduğu kesin biçimde belirlenmiş değildir.

Yapının bani kimliği konusunda kesin bilgi bulunmaması, türbede yatan kişiler konusunda da belirsizlik yaratmaktadır.

Bu nedenle kümbeti doğrudan Hundi Hatun veya Padişah Hatun’un mezarı şeklinde tanımlamak tarihsel açıdan kesin değildir.

Çifte Minareli Medrese’de Yazı Süslemeleri

Yapının mimari süslemelerinde yalnızca geometrik ve bitkisel motifler bulunmaz.

Hücre kemerleri, pencere ve kapı çerçeveleri ile bazı sütunlarda ayet ve hadislerden oluşan yazı kuşakları da görülmektedir.

İslam mimarisinde yazı:

  • Dini mesaj taşır,
  • Mimari sınırları belirler,
  • Dekoratif bir ritim oluşturur.

Böylece hat sanatı mimarinin doğrudan bir parçasına dönüşür.

Geometrik Süslemeler

Medresedeki geometrik kompozisyonlarda tekrar eden çizgiler, çokgenler ve örgüler kullanılmıştır.

İslam sanatındaki geometrik bezemenin temel özelliklerinden biri kompozisyonun teorik olarak sonsuza kadar devam edebilmesidir.

Bu nedenle geometrik sistemler çoğu zaman sonsuzluk ve düzen düşüncesiyle ilişkilendirilir.

Bitkisel Süslemeler

Portalın süsleme programında geometrik bezemeye kıyasla bitkisel motifler özellikle güçlüdür.

Palmet, rumi ve kıvrık dallar taş yüzeyi kaplayarak sert mimari malzemeye organik bir hareket kazandırmaktadır.

Selçuklu Taş İşçiliğinde Işık ve Gölge

Anadolu Selçuklu taçkapılarının en etkileyici özelliklerinden biri taş kabartmaların gün ışığıyla birlikte değişmesidir.

Derin oyulmuş yüzeyler:

  • Sabah ışığında,
  • Öğle güneşinde,
  • Akşam ışığında

farklı gölgeler oluşturur.

Bu nedenle taçkapı yalnızca statik bir taş yüzey değildir; gün boyunca görsel karakteri değişen üç boyutlu bir mimari kompozisyondur.

Çifte Minareli Medrese ve Erzurum Ulu Camii

Medresenin hemen batısında Erzurum Ulu Camii yer almaktadır.

İki yapının birbirine bu kadar yakın olması Orta Çağ Erzurum’unda dini ve eğitim kurumlarının aynı kent merkezinde yoğunlaştığını göstermektedir.

Cami ibadet işlevini, medrese ise eğitim işlevini üstlenerek kentte büyük bir dini ve kültürel merkez meydana getirmiştir.

Çifte Minareli Medrese ve Erzurum Kalesi

Medresenin kuzeyinde Erzurum Kalesi bulunmaktadır.

Bu yakınlık yapının kentin siyasi ve savunma merkezinden kopuk olmadığını gösterir.

Medresenin doğu cephesinin tarihî şehir surlarına dayandığı da resmî envanter kayıtlarında belirtilmektedir.

IV. Murad Döneminde Çifte Minareli Medrese

Yapı Osmanlı döneminde de kullanılmaya devam etmiştir.

Kültür Portalı’na göre harap durumdaki medrese Osmanlı padişahı IV. Murad döneminde tamir ettirilmiştir.

Yapı daha sonra bir süre tophane olarak kullanılmıştır.

Bu kullanım medresenin özgün eğitim işlevinden uzaklaşarak askerî amaçlı yeni bir işleve kavuştuğunu göstermektedir.

Medrese Erzurum Müzesi Olarak Kullanıldı mı?

Evet.

Çifte Minareli Medrese 20. yüzyılda Erzurum’un müzecilik tarihinde de önemli rol oynamıştır.

Erzurum Müzesi koleksiyonları 1947 yılında Çifte Minareli Medrese’ye taşınmış ve yaklaşık yirmi yıl burada sergilenmiştir.

Daha sonra yeni müze binasına geçilmiştir.

Çifte Minareli Medrese Günümüzde Ne Olarak Kullanılıyor?

Yapı günümüzde kültürel ziyaretlere açıktır ve dönem dönem müze, sergi ve sanat etkinlikleri için kullanılmaktadır.

2025 ve 2026 yıllarında Erzurum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından medrese içerisinde farklı sergilerin düzenlendiği görülmektedir.

Çifte Minareli Medrese UNESCO Dünya Mirası mı?

Çifte Minareli Medrese henüz UNESCO’nun kesin Dünya Mirası Listesi’nde değildir.

Ancak 2014 yılında Sivas, Konya, Kayseri, Erzurum ve Kırşehir’deki önemli Selçuklu medreseleriyle birlikte “Anadolu Selçuklu Medreseleri” başlığı altında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dahil edilmiştir.

Dolayısıyla “UNESCO Dünya Mirası” yerine “UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde” ifadesini kullanmak daha doğrudur.

Çifte Minareli Medrese Neden Önemli?

Yapının önemi birkaç temel unsurda toplanabilir:

  • Anadolu’nun en anıtsal medrese cephelerinden birine sahip olması,
  • Çift minareli taçkapı düzeninin güçlü bir örneği olması,
  • Taş, tuğla ve çininin aynı yapıda kullanılması,
  • Hayat ağacı, çift başlı kartal ve ejder gibi figürlü süslemeleri,
  • İki katlı, dört eyvanlı medrese planı,
  • Anıtsal kümbeti,
  • Erzurum’un Orta Çağ kent dokusunun önemli parçası olması.

Çifte Minareli Medrese ile Sivas Gök Medrese Arasındaki Benzerlikler

Erzurum Çifte Minareli Medrese ile Sivas Gök Medrese aynı yüzyılın anıtsal eğitim yapıları arasında yer alır.

Her iki yapıda da:

  • Çift minareli cephe,
  • Anıtsal taçkapı,
  • Taş ve çini birlikteliği,
  • Açık avlu,
  • Eyvanlı medrese planı

önemli özelliklerdir.

Ancak iki yapı birebir aynı değildir.

Gök Medrese firuze çinileri ve düzenli cephe kompozisyonuyla dikkat çekerken Erzurum Çifte Minareli Medrese özellikle figürlü taş süslemeleri ve devasa portalıyla öne çıkar.

Çifte Minareli Medrese ve Yakutiye Medresesi Arasındaki Fark

Erzurum’daki iki büyük medrese sıklıkla karıştırılmaktadır.

Çifte Minareli Medrese 13. yüzyılın sonlarına tarihlendirilirken Yakutiye Medresesi 1310 yılında yapılmıştır.

Çifte Minareli Medrese açık avlulu ve dört eyvanlıdır.

Yakutiye Medresesi ise kapalı avlulu bir medrese planına sahiptir.

Ayrıca Çifte Minareli Medrese iki anıtsal minaresiyle tanınırken Yakutiye Medresesi farklı bir cephe ve minare düzenine sahiptir.

Çifte Minareli Medrese’yi Benzersiz Yapan 10 Özellik

  1. Erzurum’un en tanınmış Selçuklu dönemi yapılarından biri olması.
  2. Yaklaşık 13. yüzyıl sonlarına tarihlenmesi.
  3. Devasa anıtsal taçkapısı.
  4. Taçkapıyı çevreleyen çift minareleri.
  5. Hayat ağacı kompozisyonu.
  6. Çift başlı kartal kabartması.
  7. Ejder-yılan figürleri.
  8. Taş, tuğla ve turkuaz çininin birlikte kullanılması.
  9. İki katlı ve dört eyvanlı açık avlulu planı.
  10. Anıtsal on iki köşeli kümbeti.

Çifte Minareli Medrese Hakkında Sık Sorulan Sorular

Çifte Minareli Medrese nerede?

Erzurum’un Yakutiye ilçesinde, tarihî kent merkezinde; Erzurum Kalesi ve Ulu Camii yakınında bulunmaktadır.

Çifte Minareli Medrese ne zaman yapıldı?

Kesin yapım kitabesi bulunmadığı için tarih kesin değildir. Genel olarak 13. yüzyılın sonlarına tarihlendirilmektedir.

Çifte Minareli Medrese’yi kim yaptırdı?

Kesin olarak bilinmemektedir. Hundi Hatun veya İlhanlı hanedanından Padişah Hatun tarafından yaptırılmış olabileceği düşünülmektedir.

Neden Hatuniye Medresesi deniliyor?

Yapının kadın bir bani, özellikle Hundi Hatun veya Padişah Hatun ile ilişkilendirilmesi nedeniyle bu isim kullanılmaktadır.

Çifte Minareli Medrese Selçuklu eseri mi?

Yapı Anadolu Selçuklu mimari geleneğinin önemli örneklerinden biri olarak değerlendirilmekte ve 13. yüzyılın sonlarına tarihlendirilmektedir.

Medrese kaç katlı?

İki katlıdır.

Medresenin planı nasıldır?

Açık avlulu, dört eyvanlı ve revaklı medrese planına sahiptir.

Minareler kaç metre?

Resmî kaynaklarda yaklaşık 26 metre yüksekliğinde oldukları belirtilmektedir.

Taçkapıda hangi motifler bulunur?

Palmet, rumi, geometrik süslemeler, hayat ağacı, çift başlı kartal ve ejder-yılan figürleri öne çıkar.

Çifte Minareli Medrese’de çift başlı kartal var mı?

Evet. Taçkapının batı bölümündeki sembolik kompozisyonda çift başlı kartal tasviri bulunmaktadır.

Medresede hayat ağacı var mı?

Evet. Hayat ağacı yapının en bilinen taş kabartma kompozisyonlarından biridir.

Çifte Minareli Medrese UNESCO Dünya Mirası mı?

Kesin Dünya Mirası Listesi’nde değildir. Anadolu Selçuklu Medreseleri kapsamında 2014 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer almaktadır.

Sonuç

Erzurum Çifte Minareli Medrese, Anadolu Türk-İslam mimarisinin taş, tuğla ve çiniyi aynı anıtsal cephede bir araya getiren en güçlü eserlerinden biridir.

Kesin banisi ve yapım tarihi bilinmese de mimari özellikleri yapının 13. yüzyılın sonlarında Anadolu Selçuklu sanat ortamı içerisinde şekillendiğini göstermektedir.

Medresenin açık avlulu dört eyvanlı planı, iki katlı revakları ve öğrenci hücreleri dönemin eğitim mimarisini ortaya koyarken kuzey cephesindeki devasa taçkapı yapıyı sıradan bir eğitim kurumunun çok ötesine taşır.

Hayat ağacı, çift başlı kartal ve ejder figürlerinin bitkisel ve geometrik motiflerle birleştiği taş yüzey, Orta Çağ Anadolu’sunun zengin sembolik dünyasını gözler önüne sermektedir.

Taçkapının iki yanında yükselen tuğla ve turkuaz çini bezemeli minareler ise medresenin Erzurum siluetindeki eşsiz görünümünü oluşturur.

Güneydeki büyük kümbet, yapının eğitim işlevinin yanında anıt mezar niteliği taşıdığını da göstermektedir.

Çifte Minareli Medrese bu özellikleriyle yalnızca Erzurum’un sembolü değil; Anadolu Selçuklu mimarisinin figürlü taş süslemesi, medrese planı ve anıtsal cephe anlayışını birlikte okuyabileceğimiz en önemli mimari belgelerden biridir.

Kaynakça

Yazar Hakkında

Benzer Yazılar

Bir Cevap Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.

0/30 karakter