Almanya’nın başkenti Berlin’de bir tarım alanında dolaşan 13 yaşındaki bir öğrenci, dikkati sayesinde arkeoloji dünyasını şaşkına çeviren bir keşfe imza attı. Günümüz Çanakkale sınırları içinde yer alan efsanevi Truva kentinde basılmış 2300 yıllık bir bronz sikke, Berlin’de bugüne kadar bulunan ilk antik Yunan eseri olarak kayıtlara geçti.
Peki, Anadolu topraklarında basılan bu sikke Almanya’nın başkentine nasıl ulaştı? İşte bu heyecan verici keşfin detayları…
Berlin Topraklarında Bir Truva Hatırası
Berlin’de bir tarım arazisinde ortaya çıkarılan bu eşsiz bronz sikkenin, Helenistik Dönem’de, MÖ 278 ile 261 yılları arasında Truva’da basıldığı tespit edildi.
Bugüne kadar Berlin sınırları içerisinde Roma dönemine ait buluntulara rastlansa da, Klasik veya Helenistik döneme ait bir Yunan eseri hiç bulunmamıştı. 13 yaşındaki genç kâşifin bulduğu bu sikke, bölgenin arkeolojik envanteri için tarihi bir dönüm noktası oldu.
Sikkenin Üzerindeki Sırlar: Tanrıça Athena
Sikkenin her iki yüzü de antik dünyanın inanç sistemini yansıtan ince detaylarla süslenmiş durumda.
-
Ön Yüz: Korint tarzı miğferiyle, antik Yunan’ın bilgelik, zeka ve stratejik savaş tanrıçası Athena’nın güçlü bir portresi yer alıyor.
-
Arka Yüz: Athena bu kez tam boy olarak tasvir edilmiş. Bir elinde savaşçı kimliğini yansıtan bir mızrak, diğer elinde ise zanaatı ve bilgeliği temsil eden bir dokuma iğnesi tutuyor. Başında ise antik çağlarda doğurganlığı ve bereketi simgeleyen sepet formundaki kalathos başlığı bulunuyor.
Çanakkale’den Berlin’e Uzanan Gizemli Yolculuk
MÖ 3. yüzyılda Truva’da basılan bu bronz paranın binlerce kilometre öteye, Berlin’e nasıl ulaştığı sorusu bilim insanları için henüz tam bir muamma. Ancak kazı alanının tarihi geçmişi, bazı güçlü ipuçları sunuyor.
Sikkenin bulunduğu tarım alanının sıradan bir yer olmadığı; Erken Demir Çağı’ndan (MÖ 800-450) itibaren bir nekropol (antik mezarlık) olarak kullanıldığı biliniyor. Bölgede yapılan daha geniş çaplı kazılarda seramik parçaları, yakılmış insan kalıntıları ve Roma İmparatorluğu dönemine ait çeşitli objeler de gün yüzüne çıkarıldı.
Araştırmacılar, bronz bir sikkenin uzak mesafelere ticari amaçla taşınamayacak kadar düşük bir maddi değere sahip olduğunu belirtiyor. Bu nedenle sikkenin, antik çağın ölü gömme ritüelleriyle (örneğin ruhların yeraltı nehrini geçmesi için kayıkçı Kharon’a verilen Kharon obolosu geleneği) bağlantılı olarak, sembolik bir amaçla mezar alanına kasıtlı olarak bırakılmış olabileceği düşünülüyor.