- 1. Bizans Dönemine Ait Eşsiz Bir Mozaik Tabaka
- 2. Arkeology: Unveiling the Past Through Mosaic Discoveries
- 3. Mozaik Bir Kilise ya da Şapele Ait Olabilir
- 4. Kozmolojik Tasvirler ve Ritüel İşlevlere Dair Yeni Bulgular
- 5. Depremlerden Sonra Yeniden Doğuş: Urfa Kalesi’nin Restorasyon Süreci
- 6. Urfa Kalesi: Hem Bilimsel Hem Kültürel Bir Merkez
Bizans Dönemine Ait Eşsiz Bir Mozaik Tabaka
Şanlıurfa’nın simge yapılarından Urfa Kalesi, 2025 kazı sezonunu heyecan verici bir keşifle kapattı. Batman Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülriz Kozbe başkanlığında yürütülen arkeolojik çalışmalar sırasında, MS 460–495 yıllarına tarihlenen Grekçe yazıtlı bir taban mozaiği gün yüzüne çıkarıldı.
Yaklaşık 1500 yıllık olduğu değerlendirilen bu renkli mozaik; siyah, kırmızı ve beyaz taşlarla oluşturulmuş bitkisel bezemeler, hayvan figürleri ve geometrik desenlerle dikkat çekiyor. Kozbe, kompozisyonun Bizans dönemine özgü ikonografik düzenin tipik bir yansıması olduğunu belirtiyor.
Arkeology: Unveiling the Past Through Mosaic Discoveries

Mozaik Grekce Yazili Urfa Kalesi Sanliurfa
Mozaik Bir Kilise ya da Şapele Ait Olabilir
Kazı ekibinin ilk değerlendirmelerine göre mozaiğin bulunduğu mimari yapı, erken dönem Hristiyanlık geleneği içinde önemli bir yere sahip:
-
Bir kilise,
-
Küçük bir şapel,
-
Ya da martyrium (şehitlik anıtı)
olma ihtimali üzerinde duruluyor.
Grekçe yazıtta yer alan “Kont Anaskas ve ailesini korumak adına” ifadesi, yapının dini ve adak niteliğini destekliyor. Ayrıca dönemin önde gelen isimleri olan Başpiskopos Küros, Başrahip Elyas (İlyas) ve Diakos Rabulus gibi unvanların geçmesi, yapının 5. yüzyılın son çeyreğine tarihlenmesini mümkün kılıyor.
Bu bilgiler, Güneydoğu Anadolu’da Bizans’ın dini örgütlenme sürecine dair önemli ipuçları sunuyor.

Mozaik Grekce Yazili Urfa Kalesi Sanliurfa
Kozmolojik Tasvirler ve Ritüel İşlevlere Dair Yeni Bulgular
Mozaikle birlikte yapının kutsal karakterine işaret eden başka unsurlara da rastlandı. Tabanın dört köşesinde:
-
Hava,
-
Su,
-
Toprak,
-
Ateş
öğelerini simgeleyen dairesel madalyonlar yer alıyor. Bu semboller, dönemin kozmolojik dünyasını ve ritüel düzenini anlatan nadir örnekler arasında gösteriliyor.
Kazı alanında ayrıca din görevlilerine ait olduğu düşünülen üç mezar alanı tespit edildi. Detaylı incelemeler gelecek sezon devam edecek. Kozbe, bu buluntuların yalnızca sanat tarihi değil, erken Hristiyanlık dönemindeki sosyal ve dini hiyerarşilerin anlaşılması açısından da son derece değerli olduğunu vurguluyor.
Depremlerden Sonra Yeniden Doğuş: Urfa Kalesi’nin Restorasyon Süreci
2023’teki depremler sırasında ciddi hasar gören Urfa Kalesi, “Geleceğe Miras Projesi” sayesinde yeniden ayağa kaldırılıyor. Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, kazı ve restorasyon çalışmalarının eş zamanlı sürdüğünü, surlardaki çatlakların ve duvarlardaki aşınmaların hızla onarıldığını belirtiyor.
Valiliğin açıklamasına göre:
-
Mozaik şimdilik koruma altına alındı.
-
Kale yapısının 2026 yılı sonuna kadar restore edilmesi ve ziyaretçilere açılması hedefleniyor.
-
Yeni keşiflerle birlikte Urfa Kalesi’nin turistik cazibesi büyük ölçüde artacak.
Urfa Kalesi: Hem Bilimsel Hem Kültürel Bir Merkez
Prof. Dr. Kozbe, Urfa Kalesi’nin yalnızca bir arkeolojik araştırma alanı olmadığını, aynı zamanda Şanlıurfa’nın tarihsel kimliğini temsil eden kültürel bir odak noktası olduğunu belirtiyor. Kale çevresindeki Kızılkoyun Nekropolü ve kaya mezarlarıyla birlikte değerlendirildiğinde, bölgenin geç antik dönem dini topografyası giderek daha net bir şekilde ortaya çıkıyor.
Yeni ortaya çıkarılan mozaik, Bizans sanatının bölgesel çeşitliliğini belgeleyen nadir buluntular arasında yer alıyor. Hem sanatsal hem epigrafik açıdan taşıdığı değer, Urfa’nın yalnızca bir inanç merkezi değil; aynı zamanda Doğu Roma kültür dünyasının aktif bir parçası olduğunu gözler önüne seriyor.
Müslüm Etgü AA