Tunç Çağı Anadolu’sunda çivit mavisiyle boyanmış tekstiller ve tek iğneli örgünün en erken kanıtları keşfedildi.
Antik çağlarda giyinmek sadece örtünmek değil; statü, güç ve teknoloji göstergesiydi. Denizli, Çivril’deki Beycesultan Höyük‘te yürütülen kazılar, Anadolu’nun 4.000 yıl önce de tekstil ve lüks üretiminde bir dünya markası olduğunu kanıtlayan muazzam bir keşfe sahne oldu.
Koç Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü’nden Doç. Dr. Çiğdem Maner liderliğindeki ekip tarafından bulunan yanmış tekstil parçaları, Tunç Çağı zanaatkarlığına dair bildiğimiz tüm ezberleri bozuyor. Antiquity dergisinde yayımlanan bu heyecan verici çalışmanın detaylarına gelin yakından bakalım.
Nålbinding: Anadolu’da Tek İğne Örgüsünün İlk Kanıtı
Bölgenin nemli toprağı organik maddelerin günümüze ulaşmasını genelde engeller. Ancak 2016-2018 sezonlarında, eski yangınların da etkisiyle korunmayı başarmış iki nadir kumaş parçası bulundu.
Yaklaşık MÖ 1.915 – 1.745 (Orta Tunç Çağı) yıllarına tarihlenen ilk parça, üzerinde yapılan mikroskobik analizlerle bilim dünyasını şaşkına çevirdi. Kumaş, klasik bir dokuma tezgahında değil, “nålbinding” (tek iğneli örgü) adı verilen çok özel ve zahmetli bir teknikle üretilmişti.
İpliğin tek bir iğneyle ilmek ilmek birbirine geçirilmesiyle oluşturulan bu yapı, sadece Anadolu’da değil, geniş Yakın Doğu coğrafyasında şimdiye dek saptanmış en eski nålbinding örneği olarak tarihe geçti.
Kralların Rengi: Çivit Mavisi (İndigo)
Keşfin teknik boyutu kadar kimyasal boyutu da büyüleyici. Yapılan kromatografik analizler, kenevirden üretilen bu kumaşın çivit otundan elde edilen indigo (çivit mavisi) ile boyandığını ortaya çıkardı. Bu, Tunç Çağı Anadolu’sunda keşfedilmiş en eski mavi boyalı tekstil anlamına geliyor.
Peki mavi neden bu kadar önemli? Tunç Çağı Mezopotamyası ve Hitit İmparatorluğu’na ait çivi yazılı tabletler, mavi giysileri “kralların ve elitlerin” giydiği, hatta hükümdarlar arası hediyeleşmelerde kullanılan lüks eşyalar olarak tanımlar. Mısır firavunu Tutankamon’un mezarında veya Minos saraylarının fresklerinde gördüğümüz bu elit renk, 4.000 yıl önce Beycesultan tezgahlarında da hayat buluyordu.

Koç Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü’nden Doç. Dr. Çiğdem Maner, Anadolu’da çivit boyalı tekstillerin ve tek iğneli örgü tekniğinin en eski örneklerinin bulunduğu Beycesultan Höyük Tunç Çağı yerleşiminde. C: Koç Üniversitesi
Gündelik Değil, “Haute Couture” Bir Atölye
MÖ 1.700 – 1.595 (Eski Hitit Dönemi) yıllarına tarihlenen kenevirden yapılmış ikinci düz dokuma parçasıyla birlikte, bu kumaşların bulunduğu alanın devasa bir tekstil atölyesi olduğu anlaşıldı.
Kumaşların etrafında:
-
Farklı boyutlarda onlarca ağırşak,
-
Disk biçimli taş dokuma tezgahı ağırlıkları,
-
Kemik iğneler,
-
Tezgaha ait olduğu düşünülen kazık delikleri bulundu.
Tüm bu bulgular, Beycesultan Höyük’ün sadece kendi ihtiyacını karşılayan sıradan bir yerleşim olmadığını; bitkisel lifleri işleyebilen, boya kimyasını (indigo) çok iyi bilen ve elit sınıf için lüks tekstil (haute couture) üreten dev bir sanayi merkezi olduğunu kanıtlıyor.
Kaynak: Arkeofili
Makale: Maner, Ç., Abay, E., Karadağ, R., & Torgan Güzel, E. (2025). Untwisting Beycesultan Höyük: the earliest evidence for nålbinding and indigo-dyed textiles in Anatolia. Antiquity, 99(403),