Justinianus Vebası: Antik Jerash Kentinde “Karantina” ve Toplu Mezar Keşfi
Tarihin en ölümcül salgınlarından biri olan Justinianus Vebası (MS 541-750), Bizans İmparatorluğu’nu kasıp kavururken geride sadece istatistikler değil, insan hikayeleri de bıraktı. Ürdün’deki antik Jerash kentinde yapılan yeni DNA analizleri, salgının tüyler ürpertici bir detayını ortaya çıkardı: İnsanlar tıpkı modern pandemilerdeki gibi şehirde mahsur kalmış olabilir.
Hipodromun Altındaki Sır: Tek Seferlik Toplu Ölüm
Geçtiğimiz yıl, vebaya Yersinia pestis bakterisinin neden olduğunu kesinleştiren bilim insanları, bu kez rotayı Ürdün’ün antik Jerash (Gerasa) kentine çevirdi. Kentin ünlü hipodromunda bulunan toplu mezarlık üzerinde yapılan genetik analizler, buranın zamanla dolan sıradan bir mezarlık olmadığını kanıtladı.
Veriler, buradaki gömülerin zamana yayılmadığını, aksine tek bir felaket olayı (büyük bir salgın dalgası) sırasında gerçekleştiğini gösteriyor.
Ticaret Merkezinde “Mahsur Kalmak”
Jerash, antik dönemde çok önemli bir ticaret merkeziydi. Mezardaki iskeletlerin DNA profilleri, burada gömülenlerin sadece yerel halktan oluşmadığını; farklı yaş gruplarından ve demografik kökenlerden gelen kozmopolit bir topluluk olduğunu ortaya koydu.
Araştırmacılar bu durumu çarpıcı bir benzetmeyle açıklıyor: COVID-19 Pandemisi.
Tıpkı yakın geçmişte yaşadığımız pandemide seyahatlerin durması ve sınırların kapanması gibi, o dönemde de Jerash’taki tüccarlar, gezginler ve ziyaretçiler salgın patlak verince kentte mahsur kalmış olabilir. Bu “zorunlu ikamet”, onların sonunu hazırlayan faktörlerden biriydi.
Neden Jerash?
MS 541 ile MS 750 yılları arasında etkili olan salgının merkez üslerinden biri olduğu düşünülen Jerash, kalabalık ve hareketli yapısıyla hastalığın yayılması için (maalesef) mükemmel bir ortam sunuyordu. Yeni çalışma, kurbanların biyolojik duyarlılıklarını ve yaşam koşullarını inceleyerek, antik çağın bu karanlık dönemine ışık tutmaya devam ediyor.
Kaynak: theguardian.com Çeviri: Ali İhsan Aytek