Antalya’nın Demre ilçesinde, Likya uygarlığının en önemli metropollerinden biri olan Myra Antik Kenti, arkeoloji dünyasında heyecan yaratan bir keşfe daha ev sahipliği yapıyor. Yıllarca sanayi yapılarının gölgesinde kalan ve literatürde yanlış bir tanımla bilinen M.S. 2. yüzyıla ait anıtsal yapı, 15 yıllık sabırlı bir bekleyişin ardından gün yüzüne çıkarıldı.
Kazı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Çevik’in “O bölge temizlenmeden kazmayı vurmam” dediği alanda yapılan çalışmalar, yapının sıradan bir çeşme (nymphaion) değil, bölgede eşi benzeri olmayan özel bir termal tesis olduğunu kanıtladı.
Sanayi Sitesi Kalktı, Tarih Nefes Aldı
Myra kazılarının başladığı 2009 yılından bu yana bilim ekibinin radarında olan bu alan, hemen yanı başındaki eski ve yoğun sanayi dokusu nedeniyle yıllarca bekletilmek zorunda kaldı. Prof. Dr. Nevzat Çevik, bu süreci şu sözlerle özetliyor:
“Bu yapı ilk günden beri odağımızdaydı. Ancak yanında yoğun bir sanayi alanı vardı. O bölge kaldırılmadan burada kazıya başlamayacağımı söylemiştim ve tam 15 yıl bekledim. Nihayet bu yıl belediye tarafından tüm sanayi yapıları kaldırıldı, alan temizlendi. Biz de verdiğimiz sözü tuttuk.”
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Geleceğe Miras” projesi kapsamında başlatılan kurtarma kazıları, sanayi enkazının altındaki Roma ihtişamını ortaya çıkardı.

Myra
60 Yıllık Yanılgı Düzeltildi: Nymphaion Değil, Termal Yapı
Bu kazının en önemli sonucu, 1960’lı yıllardan beri doğru bilinen bir yanlışı düzeltmesi oldu. Ünlü araştırmacı Borchardt, 1960’larda bu yapıyı bir anıtsal çeşme, yani “Nymphaion” olarak tanımlamış ve literatüre böyle geçmişti.
Ancak Prof. Dr. Çevik ve ekibi, yapının planını tamamen ortaya çıkardığında şaşırtıcı bir gerçekle karşılaştı: “Plan ortaya çıktığında bunun ne bir Roma hamamı ne de klasik bir nymphaion olduğunu gördük. Bu, doğrudan termal suya dayalı, özgün plan tipine sahip bir Roma dönemi termal yapısı. Bölgede bir benzeri daha yok.”
Mermer Kaplı Havuzlar ve Kükürtlü Su
Kazılarda, yapının işlevini kesinleştiren biri büyük, diğeri küçük olmak üzere iki adet havuz gün yüzüne çıkarıldı. Havuzların bir dönem tamamen mermerle kaplı olduğu, günümüze ulaşan kaplama parçalarından anlaşıldı.
Yapının içinde bulunduğu alanda su seviyesinin değişkenlik göstermesi ve termal kaynağın varlığı, kazı çalışmalarını teknik olarak zorlaştırsa da, uzman ekipler suyun tahliyesi ve yapının korunması için titiz bir mühendislik çalışması yürütüyor. Myra’nın bu “şifalı” yüzü, Likya arkeolojisine yepyeni bir sayfa ekliyor.
Kaynak: İHA (30.12.2025)