Selimiye Camii Restorasyonuna Yargı Freni: UNESCO Mirası İçin “Geri Dönüşü Olmayan Zarar” Riski

Mimar Sinan’ın “ustalık eserim” dediği ve UNESCO Dünya Mirası Listesi‘nde yer alan Selimiye Camii, tartışmalı bir restorasyon süreciyle gündemde. Edirne İdare Mahkemesi, caminin ana kubbe ve harim bölümünde uygulanması planlanan yeni kalem işi projesi (süsleme ve bezeme) için Koruma Kurulu tarafından verilen onayın yürütmesini durdurdu. Mahkeme, bir vatandaşın başvurusu üzerine...

arkeolog
arkeolog tarafından
24 Eylül 2025 yayınlandı / 08 Aralık 2025 21:27 güncellendi
3 dk 16 sn 3 dk 16 sn okuma süresi
Selimiye Camii Restorasyonuna Yargı Freni: UNESCO Mirası İçin “Geri Dönüşü Olmayan Zarar” Riski
Google News Google News ile Abone Ol 0 Yorum

Mimar Sinan’ın “ustalık eserim” dediği ve UNESCO Dünya Mirası Listesi‘nde yer alan Selimiye Camii, tartışmalı bir restorasyon süreciyle gündemde. Edirne İdare Mahkemesi, caminin ana kubbe ve harim bölümünde uygulanması planlanan yeni kalem işi projesi (süsleme ve bezeme) için Koruma Kurulu tarafından verilen onayın yürütmesini durdurdu.

Mahkeme, bir vatandaşın başvurusu üzerine aldığı kararda; yapılacak müdahalenin teknik bir onarımdan öte, yapının tarihsel bütünlüğüne zarar verebilecek riskler taşıdığına dikkat çekti. Bu karar, Türkiye’deki tarihi eser restorasyonu ve koruma etiği tartışmalarında emsal niteliği taşıyor.

UNESCO Standartları ve Hukuki Süreç: Mahkeme Neden “Dur” Dedi?

Edirne İdare Mahkemesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 2025 yılı içinde verdiği onay kararlarını mercek altına aldı. Mahkemenin gerekçeli kararında, Selimiye Camii’nin sadece ulusal bir değer değil, insanlığın ortak kültürel mirası olduğu vurgulandı.

Mahkeme heyeti, projenin uygulanması halinde ortaya çıkacak sonucun telafisinin imkânsız olabileceğine hükmetti. Kararda şu kritik noktalara değinildi:

  • Uluslararası Koruma İlkeleri: UNESCO statüsü gereği, yapılacak her müdahalenin evrensel koruma standartlarına uyması zorunluluğu.

  • Geri Dönüşü Olmayan Zarar: Tezyinat (süsleme) müdahalelerinin, yapının özgün karakterini geri döndürülemez şekilde bozma ihtimali.

  • Koruma Etiği: Restorasyonun sadece teknik bir inşaat faaliyeti değil, sosyo-kültürel bir sorumluluk alanı olduğu.

Eylül ayında yürütmeyi geçici olarak durduran mahkeme, idarenin savunmasını inceledikten sonra nihai kararını vererek projenin uygulanmasını dava sonuna kadar askıya aldı.

Tarihsel Katmanlar Tartışması: 16. Yüzyıl mı, 19. Yüzyıl mı?

Davanın merkezinde, Selimiye’nin kubbelerini süsleyen kalem işlerinin “hangi döneme ait olduğu” tartışması yatıyor. İdarenin savunması ve mahkemenin yaklaşımı, restorasyon (onarım) ile restitüsyon (aslına döndürme) arasındaki ince çizgide çatışıyor.

İdarenin Savunması: “Mevcut Süslemeler Orijinal Değil”

İdare, mahkemeye sunduğu savunmada mevcut kalem işi tabakalarının Mimar Sinan dönemini yansıtmadığını öne sürdü. Yapılan raspa çalışmaları ve uzman raporlarına dayandırılan savunmada şu tezler işlendi:

  • Mevcut tezyinatın büyük kısmı 19. yüzyıl ve sonrasındaki onarımlara aittir.

  • Ana kubbede özgün (16. yüzyıl) süsleme tabakası bulunmamaktadır.

  • Yeni proje, bilimsel verilerle 16. yüzyıl tasarımını yeniden canlandırmayı (restitüsyon) hedeflemektedir.

Mahkemenin Karşı Tezi: Tarihsel Süreklilik Esastır

Mahkeme ise bir yapının sadece “ilk yapıldığı anı” değil, zaman içinde geçirdiği değişimlerle oluşan tarihsel katmanlarını da korumanın esas olduğunu savundu. 19. yüzyıl eklemelerinin de artık o yapının tarihinin bir parçası olduğu ve bu katmanların yok edilerek “varsayımsal” bir ilk hale dönmenin (rekonstrüksiyon/restitüsyon) özgünlüğü zedeleyebileceği belirtildi.

Kültürel Mirasta “Yeniden Üretim” Sorunu

Selimiye Camii örneği, kültürel miras yönetiminde “Dönemsel Üslup” ve “Belge Değeri” kavramlarını yeniden tartışmaya açtı. Uzmanlara göre, Osmanlı sanat tarihinin farklı dönemlerini yansıtan kalem işlerinin silinip yerine modern boyalarla “eski görünümlü” yeni desenlerin yapılması, yapının belge değerini yok etme riski taşıyor.

Mahkemenin oy birliğiyle aldığı bu karar, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz yolu açık olmakla birlikte, Türkiye’nin en önemli anıt eserlerinden birinde yapılacak müdahalelerin ne kadar hassas bir teraziyle tartılması gerektiğini bir kez daha kanıtladı.

Salih Baran AA
Fotoğraf: Kültür Portali

Bu yazıya tepkin ne?

Yorum Ekle

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Kültepe Kazılarında Yeni Keşif: Sarayların Yanında Özel Evler Bulundu
15 Ocak 2026

Kültepe Kazılarında Yeni Keşif: Sarayların Yanında Özel Evler Bulundu

Selimiye Camii Restorasyonuna Yargı Freni: UNESCO Mirası İçin “Geri Dönüşü Olmayan Zarar” Riski

Bu Yazıyı Paylaş

Bize Ulaşın Bildirimler Giriş Yap
2